Avrupa Birliği’nin dondurulmuş Rus varlıkları üzerinden Ukrayna’ya finansman sağlamayı hedefleyen iddialı planı, hukuki riskler ve finansal belirsizlikler nedeniyle rafa kaldırıldı. Özellikle Belçika’nın itirazı, Brüksel’de dengeleri değiştirdi ve AB’yi ortak borçlanmaya zorladı.
Avrupa Birliği’nin, Rusya Merkez Bankası’na ait dondurulmuş varlıkları Ukrayna lehine kullanma girişimi, beklenenden çok daha sert bir siyasi ve finansal duvara çarptı. Brüksel kulislerinde “yaratıcı bir çözüm” olarak sunulan, ancak eleştirmenlerce “yüksek riskli bir deney” şeklinde tanımlanan plan, 27 üye ülkenin ortak kararıyla hayata geçmeden çöktü.
AB’nin Rus varlıkları planı neydi?
Avrupa Komisyonu’nun masaya koyduğu plan, AB sınırları içinde dondurulan yaklaşık 210 milyar euroluk Rus varlığının nakit getirilerini kullanarak Ukrayna’ya sıfır faizli bir “savaş tazminatı kredisi” sağlanmasını öngörüyordu. Amaç, Kiev’in artan finansman ihtiyacını karşılamak ve yükü yalnızca Avrupalı vergi mükelleflerinin sırtından almakti.
Komisyon cephesinde bu yaklaşım, “savaşın bedelini saldırgan ödesin” ilkesinin somut bir yansıması olarak görülüyordu. Ancak hukuki zeminin zayıflığı ve olası piyasa sarsıntıları, planın en büyük açmazı oldu.
Sunum süreci nasıl başladı?
Eylül ayında Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Strasbourg’daki Birliğin Durumu konuşmasında ilk sinyali verdi. Von der Leyen, dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna için kullanılabileceğini söylerken ayrıntılara girmedi. Ancak birkaç gün sonra Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in projeye açık destek vermesi, süreci hızlandırdı.
Bu çıkış, bazı başkentlerde Almanya’nın AB gündemini tek başına şekillendirdiği algısını güçlendirdi. Komisyonun yayımladığı kısa teknik belge ise tartışmayı yatıştırmak yerine daha da alevlendirdi.
Belçika neden karşı çıktı?
Planın önündeki en büyük engel Belçika oldu. Zira Rus varlıklarının yaklaşık 185 milyar eurosu, Brüksel merkezli Euroclear’da tutuluyordu. Belçika Başbakanı Bart De Wever, yeterli istişare yapılmadığını savunarak açık bir direniş başlattı.
De Wever’e göre, bu adım AB’nin elindeki en güçlü kozun zayıflatılması anlamına geliyordu. “Altın yumurtlayan tavuğu keserseniz, gelecekteki güvencenizi kaybedersiniz” sözleri, Brüksel’de sıkça alıntılandı. Belçika, tam hukuki koruma ve risklerin tüm üyelere eşit dağıtılması gibi şartlar ileri sürdü.
Kasım ayındaki şok gelişme neydi?
Kasım ortasında Komisyon, Ukrayna için 90 milyar euroluk yeni kaynak yaratmanın yollarını içeren bir mektubu liderlere gönderdi. Seçenekler arasında gönüllü katkılar, ortak borçlanma ve tartışmalı tazminat kredisi yer aldı.
Tam bu aşamada, ABD ve Rusya bağlantılı olduğu iddia edilen ve dondurulmuş varlıkların ticari kullanımını öngören bir taslak planın ortaya çıkması, Avrupa’da alarm zillerini çaldı. Bu gelişme kısa süreliğine tazminat kredisi fikrini güçlendirse de Belçika’nın sert tepkisi uzlaşma ihtimalini ortadan kaldırdı.
Aralık ayında plan neden çöktü?
Aralık başında Komisyon, Avrupa Merkez Bankası’nın mesafeli tutumuna rağmen hukuki metinleri açıkladı. Ancak bu kez itiraz doğrudan Euroclear yönetiminden geldi. Kurum, planın euro bölgesi için “fazlasıyla kırılgan” olduğunu ve yabancı yatırımcı güvenini sarsabileceğini bildirdi.
Estonya, Polonya ve Baltık ülkelerinin desteğine rağmen İtalya, Bulgaristan ve Malta gibi ülkeler daha güvenli alternatifler çağrısı yaptı. 18 Aralık’taki kritik zirvede yapılan kapalı görüşmelerde, sınırsız garanti ve olası tazminat yükümlülükleri liderleri geri adım atmaya itti.
Sonuçta AB, Rus varlıklarına dokunmadan, kendi adına 90 milyar euro ortak borçlanma yolunu seçti. Dondurulmuş varlıklar ise Rusya, savaşı sona erdirip Ukrayna’ya zararları tazmin edene kadar yerinde kalacak.


