12.7 C
Kiev
Çarşamba, Haziran 3, 2026
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

AB’nin Rusya Açılımı Tartışılıyor: Moskova ile Doğrudan Temas Avrupa İçin Yeni Krizler Doğurabilir

Avrupa Birliği’nde, Rusya ile doğrudan müzakere yürütmek üzere özel temsilci atanması fikri giderek daha ciddi şekilde tartışılıyor. Ancak Kremlin’in siyasi hamleleri, Washington’ın belirsiz tavrı ve Avrupa içindeki görüş ayrılıkları nedeniyle süreç son derece riskli görülüyor.

Avrupa’da yeni diplomasi arayışı hız kazandı

Rusya-Ukrayna savaşında dördüncü yıla girilirken, Avrupa Birliği içinde dikkat çekici bir diplomatik tartışma büyüyor. Brüksel kulislerinde, savaşın sona erdirilmesi amacıyla Moskova ile doğrudan temas kurabilecek bir AB özel temsilcisi atanması seçeneği masada giderek daha fazla konuşuluyor.

Sürecin hız kazanmasında, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin Avrupalı liderlere yaptığı çağrı etkili oldu. Zelenski, Avrupa’nın barış görüşmelerinde daha görünür ve güçlü bir rol üstlenmesi gerektiğini savunarak, kıtayı temsil edecek tek bir ismin belirlenmesini istedi.

Bu çağrı, özellikle ABD’nin son dönemde dikkatini Orta Doğu krizlerine yoğunlaştırmasının ardından Avrupa başkentlerinde daha fazla yankı buldu.

Kremlin’in “zaman kazanma” stratejisinden endişe ediliyor

AB içerisindeki birçok diplomat, Moskova ile kurulacak doğrudan temasın ciddi siyasi riskler taşıdığı görüşünde birleşiyor. Avrupa’nın temel kaygısı, Kremlin’in müzakereleri gerçek çözüm için değil, zaman kazanmak ve Batı ittifakı içindeki ayrılıkları derinleştirmek için kullanabileceği düşüncesi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in halen Donbas’ın tamamının kontrolü ve işgal edilen bölgelerin uluslararası düzeyde tanınması gibi maksimalist taleplerde ısrarcı olması, diplomatik zemini daha da karmaşık hale getiriyor.

Avrupalı yetkililer ayrıca Rus ordusunun Ukrayna şehirlerine yönelik yoğun İHA ve füze saldırılarını sürdürmesini, Moskova’nın müzakere konusunda samimi olmadığına dair önemli bir işaret olarak değerlendiriyor.

Baltık ülkeleri ve Almanya yaptırım baskısının sürmesini istiyor

AB içinde özellikle Almanya, Hollanda, Baltık ülkeleri ve İskandinav ülkeleri gibi üyeler, Moskova ile erken diplomatik açılım yerine ekonomik baskının artırılması gerektiğini savunuyor.

Bu ülkelere göre, genişleyen Rusya yaptırımları zaman içerisinde Kremlin ekonomisini daha kırılgan hale getirecek ve Rusya’nın pazarlık gücünü zayıflatacak. Diplomatik girişimlerin ise ancak Moskova gerçek taviz sinyalleri verdiğinde anlamlı olacağı belirtiliyor.

Üst düzey Avrupalı diplomatlar, mevcut şartlarda yapılacak doğrudan temasların AB adına “başarısızlık ve itibar kaybı” riski taşıdığı görüşünde.

ABD’nin rolü Avrupa’da rahatsızlık yaratıyor

Brüksel’deki değerlendirmelerde, ABD’nin son aylarda yürüttüğü diplomatik girişimler de dikkatle analiz ediliyor. Avrupa tarafı, Washington öncülüğünde sürdürülen temasların şu ana kadar yalnızca sınırlı esir takaslarıylasonuçlandığını düşünüyor.

Özellikle ABD heyetinin zaman zaman Rus söylemlerine yakın duran açıklamalar yapması ve Kiev’e toprak tavizi baskısı uygulandığı yönündeki iddialar Avrupa’da ciddi tepki topladı.

AB yetkilileri, geçmişte Almanya ve Fransa öncülüğünde yürütülen ancak başarısızlıkla sonuçlanan Minsk Anlaşmaları sürecinin tekrar edilmesinden kaçınılması gerektiğini vurguluyor.

Kallas: “Önce kendi aramızda anlaşmalıyız”

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, doğrudan görüşmeler konusunda acele edilmemesi gerektiğini savunan isimlerin başında geliyor.

Kallas, Avrupa’nın önce kendi içinde ortak bir müzakere zemini oluşturması gerektiğini belirterek, Rusya ile hangi başlıklarda görüşüleceği konusunda uzlaşı sağlanmadan masaya oturmanın yanlış olacağını ifade etti.

AB diplomatları, hazırlanacak çerçevenin ortak kırmızı çizgiler ve net ilkeler üzerine kurulması gerektiğini söylüyor. Amaç, Avrupa içinde parçalı seslerin ortaya çıkmasını önlemek ve Ukrayna’nın pozisyonunu zayıflatmamak.

Washington desteği olmadan süreç zor görünüyor

Avrupa’daki en büyük soru işaretlerinden biri ise ABD’nin olası bir AB temsilcisini destekleyip desteklemeyeceği.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin daha önce Avrupalı müttefiklerini süreç dışında bırakarak Moskova ile tek taraflı temaslar yürütmesi, Brüksel’de güvensizlik yarattı.

Diplomatik kaynaklar, Washington’ın desteği olmadan AB’nin tek başına etkili bir müzakere yürütmesinin oldukça zor olacağı görüşünde birleşiyor.

Kremlin’den Schröder hamlesi

Moskova ise Avrupa içindeki tartışmaları kendi lehine kullanmaya çalışıyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Avrupa’nın tarafsız arabulucu olamayacağını savunurken, eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’i temsilci olarak önerdi.

Putin’e yakınlığıyla bilinen Schröder önerisi Brüksel’de alaycı bir girişim olarak değerlendirildi ve kısa sürede reddedildi.

Bunun ardından eski Almanya Başbakanı Angela Merkel ve eski İtalya Başbakanı Mario Draghi gibi isimler Avrupa kulislerinde konuşulmaya başlandı.

Avrupa için en büyük korku: Bölünmek

Uzmanlara göre Kremlin’in temel hedeflerinden biri, Avrupa ülkeleri arasındaki fikir ayrılıklarını büyütmek ve AB içinde yeni çatlaklar oluşturmak.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi araştırmacılarından Jana Kobzova, Moskova’nın diplomatik temasları gerçek çözüm için değil, Avrupa’yı bölmek amacıyla kullanabileceği uyarısında bulundu.

Kobzova’ya göre Avrupa’nın en büyük hatası, Rusya ile görüşmeye “çaresiz” görüntüsü vererek başlaması olabilir. Bu nedenle Brüksel’de birçok isim, diplomatik sürecin ancak güçlü ve ortak bir pozisyonla yürütülmesi gerektiğini savunuyor.

Diğer Haberler

Bizi Takip Edin

26,500BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
3,989AboneAbone Ol
- Reklam -spot_img

Güncel Haberler