15.4 C
Kiev
Cuma, Haziran 5, 2026
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Yorum: “Ukrayna’da dur bakalım n’olcek?”

rusyaukr11Birgün gazetesinden Doğan Subaşı’nın yazısı:
Bu yılın başında yapılan seçimlerle, Ukrayna’da başkanlık el değiştirmişti. Turuncu Devrim olarak anılan hareketlerle iktidara gelen ve Batı yanlısı bilinen Yuşenko gitmiş, yerine Rusya yanlısı bilinen Yanukoviç Başkanlık koltuğuna oturmuştu.
Yanukoviç’in Başkanlığı dönemi, özellikle dış politikada hareketli başladı. Yanukoviç, Başkanlığının ilk günlerini Rusya ile ilişkileri düzeltmeye ayırdı. Rusya ile Ukrayna arasındaki sorun alanların her biri, teker bir çözüme kavuşturuluyor, yeni işbirliği alanları geliştiriliyor.

SİVASTOPOL ÜSSÜ VE DOĞALGAZ FİYATI

Bu sorun alanlarının en önemlilerinden biri Rusya’nın Sivastopol’daki deniz üssü idi. Sivastopol Ukrayna’nın Kırım özerk bölgesinde yer alıyor. Burada Rusya’nın Karadeniz Donanması ile Ukrayna Donanması bulunuyor.
Sivastopol Deniz Üssü, 13 Mayıs 1783’te kurulmuştu. Buranın kurulması ile, Osmanlı Devleti’nin Karadeniz’deki askeri üstünlüğü de kesin olarak sona ermiş oluyordu. Bundan sonraki dönemde, Karadeniz Donanması, Osmanlı devletine yönelik her türlü stratejik hesapta dikkate alınacak bir unsur olarak ele alınmıştır. Özellikle Boğazlar söz konusu olduğunda!

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, buradaki Sovyet Donanması, Rusya ve Ukrayna donanmaları olarak ikiye bölünmüştü. 1997’de yapılan anlaşmaya göre, Rusya Donanması 2017 tarihine kadar burada kalacaktı. Karşılığında Rusya da, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü tanımıştı. Dolayısıyla, eğer anlaşma 2017’den sonrası için uzatılmazsa, Rusya Ukrayna’nın toprak bütünlüğü için de bu tarihten sonrasına garanti veremezdi!
İşte şimdi yaptıkları bir anlaşma ile Rusya ve Ukrayna, bu anlaşmanın süresini 2042 yılına kadar uzattılar. Dolayısıyla Rusya Karadeniz Donanması, 2042’ye kadar Sivastopol Deniz Üssü’nü kullanabilecek. Bunun karşılığında, Rusya da Ukrayna’ya verdiği doğalgazın fiyatında yüzde 30’luk bir indirime gitti. Bu indirimin Ukrayna ekonomisine katkısı yıllık 4 milyar dolar civarında olacak.
Bu arada muhalefet de anlaşmanın imzalanmasına sessiz kalmadı. Parlamentoya da yansıyan görüntülerle, anlaşma protesto edildi. Bu protestolar şimdilik azalma eğiliminde görülmüyor. Muhalefet liderleri, Yanukoviç’i ihanetle suçluyor, yapılanın Ukrayna’nın egemenlik haklarına saldırı olduğunu belirtiyorlar. Eski Başkan Yuşenko, bunun ‘açık bir askeri işgal’ olduğunu bile söyledi. Başkan Yanukoviç ise ekonomideki kötü gidişin durdurulması gerektiğini, anlaşmanın da buna katkı sağlayacağını söylüyor. Ukrayna Başbakanı Azarov’un eleştirilere verdiği yanıtı ilginç. Başbakan, ‘anlaşmaya taraf olup olmadıklarını Sivastopol’daki halka sorun’ diyor. Öte yandan muhalefeti de alternatif getirmediği için eleştiriyor. Yani Ukrayna’da da ‘milli irade’ ve ‘alternatif getirmeyen muhalefet’ söylemi revaçta!

Öte yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrei Denisov’un anlaşma ile ilgili demeci de ilginç unsurlar içeriyordu. Denisov demecinde, uluslararası anlaşmalara ilişkin Viyana Sözleşmesi’ne de atıfla, ‘eğer bir uluslararası anlaşma, tarafların anlaşmadan nasıl çekileceğine ilişkin hükümler taşımıyorsa, ancak beklenmedik değişmeler nedeni ile sona erebilir’ ifadesini kullandı. Beklenmedik değişimlere savaş seçeneği de dâhildi! Bu, Rusya’nın ancak savaşla Sivastopol’dan çıkarılabileceği anlamına geliyor. Gerçi bu da bilinmeyen bir şey değildi.

Diğer işbirliği konuları

Rusya ile Ukrayna’nın yakınlaşması, sadece deniz üssü ve doğalgaz fiyatı ile kalmadı. Simgesel anlamlar taşıyan jestlerden, büyük çaplı ekonomik altyapı ve enerji projelerine kadar birçok alanda bu yakınlaşmanın izleri sürülebiliyor.
•1986 yılında meydana gelen Çernobil kazasından sonra Ukrayna nükleer çalışmaları askıya almıştı. Ancak son yıllarda yaşanan doğalgaz kaynaklı enerji krizleri Ukrayna’yı yeniden nükleer enerji seçeneğini düşünmeye itmişti. Bu doğrultuda, iki yeni nükleer santral yapılması gündeme gelmişti. Bu iki santral muhtemelen Hmelnitski kentinde yapılacak. İşte Rusya bu iki nükleer santralin yapımına ve kredilendirilmesine de talip. Bu konudaki anlaşmanın imzalanması bekleniyor.
•Bir başka işbirliği alanı da Moskova-Kiev hızlı tren projesi. Basına yansıyan haberlere göre anlaşma sadece bakanların imzasına aldı. Hızlı tren projesinin gerçekleşmesi halinde, Moskova Kiev arası seyahat beş saate inecek. 1,2 milyar dolar tutarında olması beklenen projenin 5 yıl içinde gerçekleşmesi düşünülüyor.
•Ayrıca Rusya ile Ukrayna arasında otoyolların birleştirilmesi ve geliştirilmesi konusunda da işbirliği düşünülüyor. Eğer bu gerçekleşirse, Moskova’dan Simferopol’e (Kırım’a, yani Karadeniz kıyılarına) otoyoldan gidilebilecek.
•Bu arada 9 Mayıs’taki Zafer Bayramı’nda Kiev’deki askeri gösterilere, Rus ve Belarus silahlı kuvvetleri de katılacaklar. Ukrayna silahlı kuvvetleri de, Moskova ve Minsk’teki törenlere katılıyor. 9 Mayıs tarihi, 2. Dünya Savaşı’nın sonuna işaret ediyor. ‘Büyük Anatavan Savunması’ bu tarihte sona ermiş kabul ediliyor ve o gün Zafer Bayramı olarak kutlanıyor. Bu aynı zamanda bir ordu bayramı. Bu haliyle Türkiye’deki 30 Ağustos bayramına benzetilebilir.

Soykırım meselesi

Taraflar arasındaki sorunlardan biri de, Ukrayna’nın Rusya’yı 1930’lardaki olaylardan dolayı soykırımla suçlaması idi. Tarımda yapılan kollektivizasyon sonucu yüzbinlerce köylü açlıktan ölmüştü. Bu olayı Ukraynalılar ‘Holodomor’ olarak adlandırıyor ve her yıl Kasım ayında bir anma gerçekleştiriyorlar. Özellikle Ukrayna milliyetçileri, bu olayı ‘Rus millet’inin, ‘Ukrayna millet’ine yönelik bir yok etme kararından kaynaklandığını ve bilinçli olarak yapıldığını öne sürüyor, bu nedenle soykırım olarak adlandırıyorlar. Rusya ise, ölümleri kabul etmekle birlikte, olayın Ukrayna halkına yönelik olmadığını, tarihin tarihçilere bırakılması gerektiğini savunuyor. Birçok ülke olayı soykırım olarak kabul eden parlamento kararları almış ya da yasa çıkarmıştı. Özellikle Batı yanlısı ve Rusya karşıtı Yuşenko zamanında, soykırım konusu gerek toplumsal düzeyde ve gerekse dış politik ilişkilerde sürekli gündeme getirilmişti. Hatta soykırım söylemi, giderek Rus düşmanlığının en önemli meşruiyet kaynağına dönüştürülmeye çalışılıyordu. (Aslında bu Holodomor konusunun ayrıntıları, bu olay karşısında Ukrayna ve Rusya’daki politik grupların ve resmi söylemlerin analizi, ilginç bir akademik inceleme konusu olabilir.)
Aslında Rusya ve Ukrayna arasındaki bu sorununun ne aşamada olduğu, önümüzdeki Kasım ayında Holodomor anmaları sırasında daha net olarak görülebilecek. Ama daha şimdiden Ukrayna’daki çok önemli söylem değişiklikleri gözlemlenebiliyor.
Geçtiğimiz günlerde, Başkan Yanukoviç Avrupa Konseyi’nde yaptığı konuşmada, Büyük Açlık sırasında, Ukraynalıların özellikle seçilmiş olmadıklarını, bu nedenle soykırım sayılmaması gerektiğini, olayın o dönemde yaşayan bütün Sovyet halklarının yaşadığı bir trajedi olduğunu söyledi. Ardından Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi’nde yapılan oylamada, 1930’larda yaşanan olayların soykırım olarak tanınması önerisi red edildi.
Bütün bu gelişmelere Batı’nın tavrının ne olacağı ise merak konusu. Bu konuda ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın verdiği demeç bir fikir sunabilir. Birkaç gün önce NATO Dışişleri Bakanları toplantısı için Estonya’nın başkenti Tallin’de bulunan Clinton, Sivastopol anlaşması ile ilgili soru üzerine, ‘Ukrayna’nın dengeli dış politikasını anladığını’ söyledi. Geçen hafta Yanukoviç’in ABD Başkanı Obama’yı arayarak, ülkesinin ABD ile ilişkileri geliştirmek istediğini söylediğini ifade eden Clinton, Yanukoviç’in aynı zamanda Rusya ile de çalışmaya devam edeceğini söylediğini, ancak bunun uygulanması zor bir denge siyaseti olduğunu ifade etti.
Yeni Başkan Yanukoviç’in Ukrayna’ya vermeye çalıştığı yeni yönün, Ukrayna halkına ne vereceğini zaman gösterecek.
Aziz Nesin’in hikâyesindeki gibi, biz de soralım: ‘Dur bakalim, n’olcek?’

Diğer Haberler

Bizi Takip Edin

26,500BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
3,989AboneAbone Ol
- Reklam -spot_img

Güncel Haberler