15.4 C
Kiev
Cuma, Haziran 5, 2026
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Yorum: “Köprü ve Ukrayna’nın arka sokakları”

halkbayrak44Birgün gazetesi yazarlarından Doğan Subaşı’nın Ukrayna’daki son gelişmelere dair kaleme aldığı “Köprü ve Ukrayna’nın arka sokakları” başlıklı makaleyi paylaşıyoruz:

“Yahu” dedi Saşa, “Siz ne derseniz, gerçekleşiyor. Her biriniz politik analistisiniz.” “Dur, ne oluyor?” demeye kalmadı; “The Wall Street Journal’deki makaleyi okudun mu?” diye sordu.

“Okumadım ama şunu baştan anlatır mısın?” diye ricada bulundum.

“Hatırlıyor musun?” dedi, “Birkaç yıl önce parlamento seçimlerinden hemen sonra, bu sonuçlardan Timoşenko önderliğinde koalisyon çıkar diye kestirip atmıştınız, sen ve diğer Türk arkadaşların.”

“Ee?” dedim…

“Ve sonra da Timoşenko önderliğinde koalisyon çıkmıştı. Yani öngörüleriniz doğrulanmıştı.”

“WSJ’deki makale nedir?” diye sordum.

“Gazetenin 17 Şubat tarihli Avrupa internet baskısında gördüm. Yeni Başkan Yanukoviç, Ukrayna’nın yeni dönemdeki politikası hakkında makale yazmış” diye yanıtladı.

“Ne diyor makalede?”

Elindeki internet çıktısını gösterdi. “Ukrayna Doğu ile Batı arasında köprü olacak” başlıklı makalede bakın, satırbaşları ile, neler söylüyordu Yanukoviç:

»Ukrayna halkı değişim istedi ve bu sesleri duyuldu.

»Büyük şeyler yapma kapasitesine sahip bir ulusuz ama birbirimizle didişirsek ve karşı karşıya olduğumuz fırsatları görmezden gelirsek, bunları başaramayız.

»Ukrayna jeopolitik avantajlarını kullanmalı ve Rusya ve Batı arasında köprü olmalı. Doğu ile Batı’nın arasında tercih yapma hatasına düşmemeliyiz.

»Biz Avrupa kimliğine sahip bir ulusuz ama aynı zamanda Rusya ile de kültürel ve ekonomik bağlarımız var.

»Rusya ile stratejik ekonomik ortak olarak ilişkilerimizi yeniden inşa edeceğiz. Bütün komşularımızla iyi ilişkiler kurmamamız için herhangi bir neden yok.

»Eğer Avrupa Birliği’ne katılmak için umutlu olmak istiyorsak, politik istikrarı sağlamalıyız ve kendimizi ekonomik olarak yaşanabilir bir ulus olarak inşa etmeliyiz. Pragmatik olmalıyız ve AB üyeliğini başarmaya yoğunlaşmalıyız.

Yanukoviç’in bunları yazdığına şaşırmamıştım. Daha önceleri arkadaşlarla ona neredeyse benzer sözler söylediğimizde Saşa, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tehditlerinden söz ederek karşı çıkıyor, sanki İkinci Dünya Savaşı sonrası SSCB tehdidi altındaki Türkiye’de yaşıyormuş görüntüsü çiziyordu. Ona göre Ukrayna bu Rusya tehdidinden kurtulmak için, kapağı bir an önce AB’ye ve NATO’ya atmalıydı. Rusya ile sağlıklı bir ilişki yürütmek mümkün değildi. Bizse ısrarla Saşa’ya Ukrayna’nın köprü rolünden söz eder, ayrıca böyle büyük bir ülke ile komşu olmanın bazı avantaj ve dezavantajları olduğunu hatırlatırdık. Sadece dezavantajların üzerinde durarak politika belirlemek doğru olamazdı.

Makaleyi okumaya devam ettim. Yanukoviç sözlerini şöyle sürdürüyordu:

“Ve sonuç olarak gündemim şu olacak; ekonomik canlılığı onarmak, ulusumuzu uğraştıran politik çalkantıyı yatıştırmak, Rusya ve Batı arasında köprü olan ülkemizin bu doğal avantajlarını kullanmak ve son olarak, zamanı geldiğinde AB’ye katılmak için ekonomik ve politik olarak özgür ve açık bir Ukrayna hazırlamak.”

Şöyle bağlıyordu yeni Ukrayna Başkanı Yanukoviç:

“Ukrayna, sadece daha iyi bir yaşam isteyen çalışkan ve erdemli insanların güzel ülkesidir.”

Doğrusu bunları okuyunca, BirGün’de Ukrayna seçimlerine ilişkin yazdıklarımız aklıma geldi. Örneğin 17 Ocak 2010 tarihli ‘Ukrayna Seçimleri ve Turuncu Devrim’ başlıklı yazımızda, “Batı medyasında, adaylardan Yanukoviç Rusya yanlısı, Timoşenko ise Batı yanlısı biliniyordu. Ancak bu değerlendirme son yıllarda geçerliliğini giderek yitirmeye başladı” diye yazmıştık. Yanukoviç’in WSJ’deki yazısı, bu saptamamıza ilişkin yeni bir örnek, ama daha güçlü bir örnekten başka bir şey değildi. ‘Daha güçlü bir örnek’, çünkü artık karşımızda Başkan sıfatı kazanmış biri var!

“İyi de” dedim “Bizim politik analist olmakla ilgimizi anlayamadım.”

“Yahu!” dedi, “Sen ve tanıdığım birçok Türk arkadaş, Yanukoviç’in şimdi söylediklerine benzer şeyler söylüyordunuz. Bütün bunları nereden biliyorsunuz?”

“Kızım” dedim, “Sen hâlâ bizi tanıyamamışsın. Biz Türkiye’ye dair politika konuşurken, hepimiz Türkiye Başbakanı’yızdır. Dünya siyaseti konuşurken, hepimiz uluslararası politik lider olup çıkarız. Futboldan söz ediyorsak, hepimiz teknik direktör oluruz. Bizde, sosyal patlama olur mu diye kahvehanede sanki MGK toplantısındaymış gibi tartışanlar bile sosyal patlayacak olanlardır! Ömrümüz bunlarla geçer.”

Tamam, haklısınız; abarttığımı ben de kabul ediyorum. Ama amacım onu şaşırtmaktı. O da şaşırmıştı.

“Hem, her dönem geçerli olan politik söylemler vardır. Biz büyük bir ulusuz; birlikte olursak başaramayacağımız bir şey yoktur, politik istikrarı sağlamalıyız; halkımız daha iyi bir yaşam istiyor vb… Bunları söylemeden ‘politikacı’ olunmaz. Bir de Ukrayna gibi küçük ve orta büyüklükteki ülkelerin ‘köprü’ söylemi vardır. Bunlar, köprünün her iki ucunda birer büyük dünya olduğundan, onlar arasında köprü olmayı görev edinirler. Hem biliyor musun, Türkiye de bir köprüdür. Hem, harbi harbi, İstanbul’da bunu simgeleyen Boğaz köprülerimiz bile vardır.”

“Vay canına!” dedi. Evrensel bir gerçeği keşfetmiş gibiydi.

Pek izleyici kitlesi olmayan bir ‘politik analist(!)’ olarak, bu kadar güzel bir dinleyiciyi kaçıramazdım! Türkiye’de siyaset konuşan birçoklarının yaptığı gibi, sözlerime biraz da ciddiyet katmak için, hafifçe öksürüp sesimi güçlendirdikten sonra, devam ettim:

“Türkiye’de, Sezen Aksu isminde, evliya gibi bir sanatçı vardır. Hem şarkı söyler, hem beste yapar. Onun ‘arka sokaklarda neler oluyor’ diye de bir şarkısı vardır.”

“Onun şarkılarını dinlemiştim de, onunla ne ilgisi var? Politikadan sanata mı geçtik?” diye lafımı böldü.

“Yok” dedim. “Demek istediğim, asıl olan, arka sokaklarda neler olduğudur. Daha açık söylemek gerekirse, bütün bu söylemler güzel de, bunlardan arka sokaktaki vatandaşa kalan nedir? Kim bu ya da başka söylemlerin arkasına sığınıp, ne işler çeviriyor?”

‘Arka sokak’ yani. Öyle değil mi? Vitrine güzel sözler koyup, arka sokaklarda bildiğini yapmak! Politikanın “sanat” tarafı olsa bu gerek! Ne demiş Karl Marx; her şey göründüğü gibi olsaydı, bilime (yani analize) gerek kalmazdı!

Bakalım Ukrayna’nın yeni Başkanlık döneminde, ‘arka sokaklarda’ neler olacak? (birgun.net)

Diğer Haberler

Bizi Takip Edin

26,500BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
3,989AboneAbone Ol
- Reklam -spot_img

Güncel Haberler