15.4 C
Kiev
Cuma, Haziran 5, 2026
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Paris’te gönüllüler koalisyonu zirvesi: Barış sonrası Ukrayna’ya çok uluslu askerî konuşlanma planı

Paris’te düzenlenen Gönüllüler Koalisyonu zirvesi, Ukrayna’da olası bir barış anlaşmasının ardından devreye girecek yeni güvenlik mimarisini masaya yatırdı. Fransa ve İngiltere öncülüğünde şekillenen plan, Ukrayna’ya asker gönderilmesini, Türkiye’nin deniz desteğini ve NATO’nun 5. Maddesine benzer bağlayıcı güvenlik garantilerini içeriyor.

Paris’te kritik buluşma: gönüllüler koalisyonu neyi hedefliyor?

Paris’te bir araya gelen liderler, Ukrayna savaşı sonrası döneme ilişkin güvenlik senaryolarını somutlaştırdı. Toplantının merkezinde, barışın sağlanması halinde Ukrayna’ya asker gönderilmesi ve Rusya’nın olası yeni saldırılarını caydıracak bir mekanizmanın kurulması yer aldı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy tarafından imzalanan ortak deklarasyon, çok uluslu bir gücün konuşlandırılmasını öngörüyor.

Bu gücün amacı, ateşkesin ihlal edilmesini önlemek ve kalıcı barışa “güvence” sağlamak. Plan, yalnızca askerî değil; lojistik, ekonomik ve diplomatik destek unsurlarını da kapsayan geniş bir çerçeve sunuyor.

“Barış sonrası asker konuşlandırma planı” nasıl işleyecek?

Macron’un açıklamasına göre çok uluslu güç; havada, denizde ve karada, ancak temas hattından uzaktakonuşlandırılacak. Böylece doğrudan çatışma riskinin azaltılması hedefleniyor. Bu kapsamda Türkiye’nin deniz desteği ile operasyona katkı sağlayacağı da teyit edildi. Ankara’nın Karadeniz güvenliği ve deniz lojistiği alanındaki rolü, planın kilit unsurları arasında gösteriliyor.

Starmer ise İngiltere ve Fransa’nın, ateşkesin ardından Ukrayna genelinde askerî merkezler kuracağını ve savunma ihtiyaçları için korunaklı tesisler inşa edeceğini duyurdu. Bu tesislerin, silah ve askerî teçhizatın güvenli biçimde depolanmasını sağlayacağı belirtildi.

“Güvenlik garantileri” neden bu kadar önemli?

Macron, güvenlik garantilerinin barış anlaşmasının Ukrayna için bir “teslimiyet” anlamına gelmemesi açısından hayati olduğunu vurguladı. Liderler, ABD öncülüğünde kurulması planlanan yüksek teknolojili doğrulama mekanizması üzerinde durdu. Temas hattına yerleştirilecek sensörler ve izleme sistemleri, olası ihlallerin tespit edilmesini amaçlıyor.

Bu mekanizma, Rusya’nın sorumlu bulunması halinde devreye girecek yasal olarak bağlayıcı yardım yükümlülüğüile tamamlanıyor. Modelin, NATO’nun 5. Maddesinden esinlendiği belirtilse de askerî yardımın yanı sıra ekonomik ve diplomatik destek seçeneklerini de kapsayabileceği ifade ediliyor.

“Parlamentolar ne diyecek?” siyasi engeller masada

Planın en kritik başlıklarından biri, ulusal parlamentoların onayı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkesinin katkısının Federal Meclis onayına bağlı olacağını ve askerî konuşlandırmanın Ukrayna’ya komşu ülkelerle sınırlı kalabileceğini söyledi. Buna karşın Merz, “Temelde hiçbir seçeneği dışlamıyoruz” diyerek kapıyı açık bıraktı.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de ana partilerle görüşmelere başlayacaklarını ve katkının askerî bir bileşen içerebileceğini açıkladı. Sanchez, 2026’nın savaşın sona erdiği yıl olabileceğine işaret ederek Avrupa’nın bu savaşı hiçbir zaman istemediğini vurguladı.

“İleriye doğru büyük bir adım” mı, temkinli iyimserlik mi?

Toplantıya yaklaşık 30 Batılı ülkenin yanı sıra Türkiye, Avustralya, Japonya ve Yeni Zelanda’dan temsilciler katıldı. ABD heyetine, Başkan Donald Trump tarafından atanan baş müzakereciler Steve Witkoff ve Jared Kushner liderlik etti. Witkoff, Washington’un Ukrayna’da barış için mümkün olan her adımı atmaya kararlı olduğunu söyledi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, zirveyi “güçlü bir birlik gösterisi” olarak nitelendirdi. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı Alexus Grynkewich de görüşmelere katılarak askerî planlamaya ilişkin teknik değerlendirmeler sundu.

Zelenskiy, zirveyi “ileriye doğru büyük bir adım” olarak tanımladı ancak çabaların henüz yeterli olmadığını da dile getirdi. Kiev yönetimi, NATO üyeliği perspektifinin zayıfladığı bir ortamda, inandırıcı bir caydırıcılığın vazgeçilmez olduğunun altını çiziyor.

Moskova’dan sinyal yok, saldırılar sürüyor

Bu süreçte Rusya, barış anlaşmasına hazır olduğuna dair net bir işaret vermedi. Ukrayna şehirlerine yönelik İHA ve füze saldırıları devam ederken, sivil altyapının zarar görmesi uluslararası kamuoyunda endişe yaratıyor. Starmer, kalıcı bir barışın ancak Moskova’nın taviz vermeye hazır olmasıyla mümkün olacağını söyledi.

Diğer Haberler

Bizi Takip Edin

26,500BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
3,989AboneAbone Ol
- Reklam -spot_img

Güncel Haberler