ABD, Rusya’nın gündeme getirdiği “Putin’in konutu hedef alındı” iddiasını ayrıntılı inceleme sonrası yalanladı. Donald Trump, bölgede bir hareketlilik yaşandığını kabul ederken, Vladimir Putin’e ait herhangi bir konutun hedef alındığına dair kanıt bulunmadığını vurguladı. İddia, Ukrayna savaşı için yürütülen diplomatik temasların hızlandığı bir dönemde uluslararası gündemi yeniden hareketlendirdi.
ABD’nin değerlendirmesi ne söylüyor?
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One’da gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Kremlin’in ileri sürdüğü iddiaya açık bir dille karşı çıktı. Trump, Amerikan istihbarat birimlerinin yaptığı değerlendirmelerde Putin’e ait bir konutun hedef alındığını gösteren herhangi bir bulguya ulaşılmadığını söyledi. Başkan, “Yakın çevrede bir hareketlilik yaşanmış olabilir; ancak Rusya Devlet Başkanı’nın konutunun hedef alındığı sonucuna varmadık,” ifadelerini kullandı.
Trump’ın bu açıklaması, ABD’nin konuya ilişkin tutumunu netleştirirken, Washington’un iddiaları ilk anda ciddiye almış olmasına rağmen kapsamlı inceleme sonrasında farklı bir sonuca ulaştığını ortaya koydu.
Kremlin iddiasının arka planı neydi?
Geçtiğimiz hafta Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ülkenin kuzeybatısındaki Novgorod bölgesinde yer alan bir devlet konutunun drone dalgasıyla hedef alındığını ileri sürmüştü. Lavrov, Rus hava savunma sistemlerinin bu girişimi engellediğini açıklamış ve saldırının arkasında Ukrayna’nın bulunduğunu iddia etmişti.
Moskova yönetimi, bu iddiayı uluslararası kamuoyuna taşırken, özellikle barış girişimlerinin hız kazandığı bir dönemde böyle bir saldırının “provokasyon” niteliği taşıdığını savundu. Lavrov, Kiev’i diplomasiyi sabote etmekle suçladı.
İddialar neden diplomasi sürecini etkiledi?
Söz konusu suçlama, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin Florida’ya giderek Trump ile Palm Beach’teki Mar-a-Lago malikanesinde bir araya gelmesinden yalnızca bir gün sonra gündeme geldi. Görüşmede, ABD’nin üzerinde çalıştığı ve henüz taslak aşamasında olan 20 maddelik barış planı ele alınmıştı.
Bu zamanlama, iddianın diplomatik süreci gölgelemeye yönelik olduğu yorumlarını beraberinde getirdi. Avrupalı bazı yetkililer de Moskova’nın çıkışını, müzakere masasındaki baskıyı artırma hamlesi olarak değerlendirdi.
Washington’un incelemesi hangi noktaya odaklandı?
Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, Washington’un iddiaları çok yönlü biçimde ele aldığını belirtti. Uydu görüntüleri, saha raporları ve istihbarat paylaşımlarının birlikte değerlendirildiğini söyleyen Başkan, “İnceleme yapabildikten sonra böyle bir saldırının gerçekleştiğine inanmadığımızı söyleyebilirim,” dedi.
Trump, Florida’daki evinde geçirdiği iki haftanın ardından Washington’a dönerken yaptığı bu değerlendirmeyle, ilk tepkisinden daha temkinli bir çizgiye geçtiğini de göstermiş oldu.
Trump’ın tutumundaki değişim dikkat çekti
Başkan Trump, iddiaların ilk gündeme geldiği günlerde Rus tarafının anlatımına daha duyarlı bir yaklaşım sergilemişti. Hatta Putin’in konuyu kendisiyle yaptığı bir telefon görüşmesinde gündeme getirdiğini ve bu nedenle “çok öfkeli” olduğunu dile getirmişti.
Ancak ilerleyen günlerde söylem yumuşadı. Trump, kendi sosyal medya platformunda, Rusya’nın iddialarına şüpheyle yaklaşan bir New York Post başyazısının bağlantısını paylaştı. Yazıda, Moskova’nın barışa yaklaşmak yerine gerilimi tırmandırdığı eleştirisi öne çıkıyordu.
Zelenskiy’den hızlı yalanlama
Kiev yönetimi ise suçlamalara gecikmeden yanıt verdi. Zelenskiy, Ukrayna’nın Putin’e ait herhangi bir konutu hedef almadığını açıkça belirtti ve iddiaları “asılsız” olarak nitelendirdi. Ukrayna cephesi, diplomatik çabaların sürdüğü bir aşamada böyle bir adımın atılmasının mantıksız olacağını savundu.
Savaşın bitirilmesi neden zorlaşıyor?
Göreve geldiğinde savaşı kısa sürede bitireceğini vadeden Trump, arabuluculuk çabaları sırasında hem Kiev’e hem de Moskova’ya yönelik rahatsızlığını açıkça dile getiriyor. Geçtiğimiz hafta Trump ve Zelenskiy, Florida’daki görüşmelerin ardından ilerleme kaydedildiğini açıklamıştı.
Buna karşın Putin’in, Rusya’nın azami talepleri karşılanmadan savaşı sona erdirmeye sıcak bakmadığı belirtiliyor. Bu talepler arasında, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesi üzerindeki kontrolün sürdürülmesi ile savaş sonrası Ukrayna ordusunun kapasitesine yönelik kapsamlı kısıtlamalar yer alıyor.


