10.4 C
Kiev
Salı, Mayıs 12, 2026
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Ukrayna’da 1.000 yıl öncesine ait yazıtlar dijital ortama aktarıldı

Ukrayna’nın Ayasofya Katedrali’nde yer alan ve 1000 yılı aşkın geçmişe sahip 7.500’den fazla yazıt, Gölgeler Projesi kapsamında dijital arşivlere aktarılıyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgalinin ardından başlayan kültürel yıkıma karşı başlatılan Gölgeler Projesi, Ayasofya Katedrali’nde bulunan tarihî yazıtların korunmasına odaklanıyor. Proje, Kiev’deki bu kutsal yapının duvarlarında yer alan ve bin yıl öncesine uzanan 7.500’den fazla ismi, duayı, sembolü ve çizimi dijital ortama aktarıyor.

Ukrayna’daki sekiz UNESCO Dünya Mirası alanından biri olan Ayasofya, hem mimari değeriyle hem de ortaçağdan kalma halk izleriyle Avrupa’nın en kıymetli Hıristiyan yapılarından biri olmayı sürdürüyor.

11. yüzyılda inşa edilen Ayasofya Katedrali sadece dini motifleriyle değil, aynı zamanda halkın bıraktığı izlerle de dikkat çekiyor. Sıradan Kievlilerin yüzlerce yıl önce duvarlara kazıdığı yazılar, adeta sessiz birer tanık gibi geçmişi bugüne taşıyor.

Gölgeler Projesi’nin kurucularından Agatha Gorski, bu izlerin ardındaki hikâyelere dikkat çekerek, “Bu yazıtlar bana, sıradan insanların hayallerini, korkularını ve umutlarını anlatıyor. Bin yıl sonra bile o duyguları hissedebilmek olağanüstü,” ifadelerini kullanıyor.

Gölgeler Projesi’nin amacı ne?

Projenin temel amacı, sadece tarihi belgeleri korumak değil, aynı zamanda Ukrayna’nın kültürel direnişini görünür kılmak. UNESCO verilerine göre, işgalin başlangıcından bu yana 343 kültürel alan zarar gördü. Bu durum, projenin aciliyetini daha da artırıyor.

Gorski’nin ifadesiyle, “Bu projeyle sadece geçmişe değil, geleceğe de sahip çıkıyoruz.”

Sofya Kiev Ulusal Rezervi’nden Vyacheslav Korniyenko, duvar yazılarının dijitalleştirilmesiyle tarihi hafızanın silinmesine karşı bir önlem alındığını söylüyor. “Bu kayıtlar, orijinalleri yok edilse bile hatıraların yaşatılmasını sağlar,” diyerek dijital korumanın önemine vurgu yapıyor.

3 boyutlu görselleştirmeler, video belgeler ve QR kodlu ziyaretçi deneyimleriyle halk, geçmişe artık daha yakın. Ziyaretçiler telefonlarıyla her yazıt hakkında detaylı bilgiye anında erişebilecek.

Rusya’nın dezenformasyonuna karşı tarihsel bir yanıt

Gölgeler Projesi sadece kültürü korumuyor, aynı zamanda Rusya’nın tarihi çarpıtma çabalarına da bir karşı duruş sergiliyor. Rus liderliğinin sıkça dile getirdiği “Kiev Rus’un ortak miras” olduğu söylemine karşı, Gorski şu sözlerle net bir cevap veriyor:

“Bu yazıtlar, Ukrayna’nın bağımsız ve kadim bir kimliğe sahip olduğunu ispatlıyor. Rusya’nın söylemlerine değil, duvardaki halk izlerine bakın.”

Bu girişim, sadece geçmişi belgeleyen bir arşiv değil, aynı zamanda bir kimlik mücadelesinin ön cephesi.

Tarihi hafızamızı elimizden almak için her şeyi yapıyorlar

Korniyenko, savaşın ortasında yürütülen bu dijitalleştirme çalışmasının sadece bir başlangıç olduğunu belirtiyor. Belgelerin dijital ortama taşınmasının yanı sıra bilimsel yayınlar, kataloglar ve monograflar hazırlanması gerektiğini vurguluyor.

Bu kapsamda projenin ikinci aşamasında yazıtların araştırma materyali olarak kullanılması, yeni akademik çalışmaların önünü açacak. Ukrayna’nın kültürel belleğini yok etmeye yönelik saldırılara karşı, tarihçiler ve akademisyenler artık daha donanımlı olacak.

Geleceğe miras: Tarih, insanlarla başlar

Gorski’nin de dediği gibi, her hikâye insanlarla başlar. Gölgeler Projesi, geçmişin sırlarını çözmekle kalmıyor, aynı zamanda bugünün insanlarına geçmişle bağ kurma imkânı sunuyor.

Proje sayesinde, duvarlara kazınmış bin yıllık umutlar, korkular ve dualar yeniden ses buluyor. Bu ses, sadece Ukrayna’nın değil, tüm insanlığın ortak mirasını savunmanın sesi.

Diğer Haberler

Bizi Takip Edin

26,500BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
3,989AboneAbone Ol
- Reklam -spot_img

Güncel Haberler