Amerikan dergisi The Atlantic’e göre Ukrayna, savaşın gidişatında kritik bir zihniyet değişimi yaşıyor. ABD desteğiartık vazgeçilmez görülmezken, Kiev yönetimi kendi askeri gücüne ve yeni ortaklıklara yöneliyor.
Ukrayna neden ABD’ye bakışını değiştiriyor?
Amerikan dergisi The Atlantic’te yayımlanan analiz, Ukrayna’nın son dönemde ABD ile ilişkilerinde önemli bir kırılma yaşadığını ortaya koyuyor. İskoçya’daki St. Andrews Üniversitesi’nden strateji uzmanı Phillips Payson O’Brien’a göre Kiev, artık Washington’u tek güvenlik garantörü olarak görmüyor.
Bu değişim, yalnızca diplomatik bir soğuma değil; daha derin bir stratejik dönüşümün işareti. Özellikle Donald Trump yönetiminin Ukrayna politikasındaki dalgalanmalar, Kiev’in yaklaşımını yeniden şekillendirdi.
Trump dönemi Ukrayna’yı nasıl etkiledi?
Analize göre Ukrayna, Trump’ın yeniden iktidara gelmesinden sonra uzun süre temkinli bir politika izledi. Washington’dan gelen çelişkili mesajlara rağmen Kiev yönetimi, ABD desteğini kaybetmemek için diplomatik dengeleri korumaya çalıştı.
Trump’ın zaman zaman Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yönelik ılımlı söylemleri ve askeri yardımları askıya alması, Ukrayna’da ciddi endişe yarattı. Buna rağmen Kiev, ABD’nin başlattığı müzakere süreçlerinden çekilmedi.
Hatta Ukrayna, Amerikan şirketlerine avantaj sağlayabilecek ekonomik anlaşmalara da açık davrandı. Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin Trump’a yönelik yumuşak açıklamaları da bu stratejinin parçası olarak değerlendirildi.
Ukrayna yeni ortaklar arıyor
Son aylarda ise tablo değişmeye başladı. O’Brien’a göre Ukrayna artık daha bağımsız bir dış politika izliyor ve yeni uluslararası ortaklar arayışını hızlandırıyor.
Kiev yönetimi, özellikle Orta Doğu ülkeleriyle askeri teknoloji alanında iş birliklerini genişletiyor. Drone savaşı deneyimi, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle paylaşılırken, Almanya ile de ortak silah üretimi anlaşmaları yapılıyor.
Bu gelişmeler, Ukrayna’nın ABD’ye bağımlılığı azaltma stratejisinin somut adımları olarak görülüyor.
Sahada askeri denge değişiyor
Analiz, Ukrayna’nın yalnızca diplomatik değil, askeri anlamda da daha aktif bir tutum benimsediğine dikkat çekiyor. Özellikle İHA teknolojileri alanındaki ilerleme, savaşın seyrini kısmen değiştirmiş durumda.
Ukrayna ordusu, Rusya topraklarının derinliklerindeki enerji altyapılarına yönelik saldırılar düzenliyor. Bu operasyonlar, bazı müttefiklerin uyarılarına rağmen devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Zelenskiy’nin daha önce dile getirdiği gibi, Kiev artık “gelen sinyallere rağmen” kendi askeri önceliklerini uygulamaya koyuyor.
Zelenskiy neden ABD’yi eleştiriyor?
Son dönemde Zelenskiy’nin açıklamalarındaki ton da belirgin şekilde değişti. Ukrayna lideri, Avrupa’nın ABD olmadan savunma kapasitesini artırması gerektiğini daha sık dile getiriyor.
Özellikle Washington’un Rus petrolü yaptırımları konusundaki esnek tutumu, Kiev’de tepkiyle karşılandı. Zelenskiy, bu tür kararların Rusya’nın savaş finansmanına katkı sağladığını savunuyor.
İtalyan medyasına verdiği bir röportajda Zelenskiy, Rusya’nın ABD’yi “yanıltmayı başardığını” öne sürdü. Bu açıklama, uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu.
NATO ve Avrupa güvenliği yeniden şekilleniyor
Zelenskiy’nin en dikkat çekici çıkışlarından biri de NATO’ya ilişkin oldu. Ukrayna lideri, ABD’nin ittifaktan çekilmesi ihtimalini gündeme getirerek Avrupa’nın kendi güvenlik mimarisini kurması gerektiğini söyledi.
Bu yeni yaklaşımda yalnızca Avrupa Birliği ülkeleri değil, Norveç, Birleşik Krallık ve Türkiye gibi aktörlerin de rol alması gerektiği vurgulanıyor.
Analist O’Brien’a göre bu söylem, Avrupa’nın uzun süredir sürdürdüğü transatlantik ittifaka bağlılık anlayışıyla çelişiyor.
ABD’nin politikası neden tartışılıyor?
The Atlantic analizine göre, Washington’un son dönemdeki politikaları Ukrayna açısından güven sarsıcı oldu. Silah yardımlarının azalması, kaynakların başka kriz bölgelerine kaydırılması ve yaptırımların gevşetilmesi bu süreci hızlandırdı.
En kritik başlıklardan biri ise ABD’nin Ukrayna’ya yönelik baskıları. Analize göre Trump yönetimi, Kiev’i olası bir anlaşma kapsamında toprak tavizleri vermeye zorlayabilir.
Bu durum, Ukrayna’da ABD ile Rusya arasında örtülü bir yakınlaşma olduğu yönündeki endişeleri artırıyor.
Sahadaki gelişmeler, Kiev’in söylemini destekler nitelikte. Ukrayna ordusu son dönemde daha organize saldırılar gerçekleştirirken, yerli savunma sanayii de hızla büyüyor.
Özellikle İHA üretimi konusunda Ukrayna’nın küresel ölçekte öne çıktığı belirtiliyor. 2026 yılı için hedeflenen üretim kapasitesinin milyonlarca drone seviyesine ulaşması bekleniyor.
Bu gelişmeler, Ukrayna’nın yalnızca dış yardıma bağımlı bir ülke olmadığını gösteriyor.
Savaşın geleceğinde yeni denge mi oluşuyor?
O’Brien’ın analizine göre Ukrayna, artık savaşın kaderini yalnızca dış desteğe bağlamıyor. ABD desteği kritik olmaya devam etse de Kiev, alternatif senaryolara hazırlıklı hareket ediyor.
Avrupa ülkeleriyle kurulan ilişkiler ve yerli üretim kapasitesi, Ukrayna’nın direncini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor.


