20.1 C
Kiev
Pazartesi, Mayıs 11, 2026
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Savaşın 3. Yıldönümünde Ukrayna ve Türkiye’yle Ekonomik İlişkileri, Burak Pehlivan

Ukrayna’daki savaş, dördüncü yılına girerken, ateşkes antlaşmasına dönük beklentilerin son üç yılda en çok yoğunlaştığı dönemi yaşıyoruz. Başkan Donald Trump’ın savaşı kısa sürede bitireceğine dönük söylemleri ve bu konudaki kararlılığı, Dünya’nın en güçlü devletinin başında, üstelik ilk döneminin aksine çok güçlü bir biçimde yer alması ve yine Ukrayna’nın en büyük askeri, finansal, siyasi ve diplomatik destekçisinin Amerika Birleşik Devletleri olması, bu beklentileri son birkaç günde zirveye taşıdı. Gelişmeler baş döndürücü bir hızda ilerlerken, Amerika, kamuoyuna 500 milyar $’lık nadir toprak elementleri antlaşması olarak yansıyan ve Amerika’nın Ukrayna’nın doğal kaynakları ve imkanlarının kullanımında mutlak bir hak kazanmasına yol açacak sözleşmeyi imzalanması için masaya koyarken, Amerikalı ve Rus üst düzey yetkililer Riyad’da, masada Avrupalı ve Ukraynalı temsilciler yer almadan bir araya geldi.

İlk hali Ukrayna tarafından kabul edilmez bulunarak reddedilen antlaşma ve Riyad toplantılarının geri planındaysa Ukrayna ve Amerika Başkanlarının, iki ülke yönetimlerinden bazı üst düzey isimlerin de katıldığı karşılıklı söz salvolarına tanıklık ettik. Jeopolitik gelişmelerin nereye evirileceğini, yıl içerisinde belki de daha kısa bir süre zarfında bir ateşkes antlaşmasının olup olmayacağını, bu antlaşmanın adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceğini şu andan kestirmek mümkün değil. Ancak, bir antlaşmaya nasıl, hangi şartlarda ve ne zaman varılırsa varılsın, ekonomik ve siyasi olarak güçlü, istikrarlı ve müreffeh bir Ukrayna’nın varlığı, bölgemizde barışın ve istikrarın sağlanması, şüphesiz ülkemizin çıkarına. Nitekim bu süreçte, Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ülkemize bir ziyaret gerçekleştirirken, savaş döneminde bile inşaatına büyük fedakarlıklarla ara verilmeyen ve Ukrayna’nın on sekiz yıl sonra yurtdışında inşa edilen ilk büyükelçiliği olan Ukrayna’nın yeni Ankara Büyükelçiliği yerleşkesini açtı. Zelenski, resmi ziyarette, Cumhurbaşkanımızla da bir araya geldi. Türkiye, stratejik ortağı Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğine tam desteğini bu vesileyle bir kez daha yineledi. Savaş öncesi, bu savaşın çıkmaması için en büyük çabayı sarf eden ülkelerin başında gelen Türkiye, savaş döneminde akan kanın durması, adil ve kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için de en samimi gayreti gösteren devletlerden biri. 

Savaşın, Ukrayna ekonomisinde yaptığı yıkıcı tahribata, büyük ölçekte daralan dış ticaret ve ekonomik aktivitelere rağmen, son derece dayanıklı bir biçimde devam eden Türkiye Ukrayna ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerine dair Ukrayna’nın devlet haber ajansına, savaşın yıldönümünde Ukraynaca yayımlanacak bir röportaj verirken, son on yıllarda Dünya’daki en büyük yeniden imar ve inşa faaliyeti olacak ve son hesaplamalara göre 550 milyar $’a yaklaşan bir kaynağa ihtiyaç duyacak Ukrayna’nın yeniden imarı ve inşasında Türk firmalarını oynayabileceği role de değinen ve adı geçen röportajdan yararlandığım bu makaleyi sizlerle paylaşmak istedim. 

Ukrayna’da açılan yabancı sahipli şirketlerin %20’si Türk sermayeli

Geçtiğimiz yıl Türkiye Ukrayna ilişkilerinde, iki ülkenin stratejik partner olmasından sonra hızlanan ancak, son on yılda bambaşka bir çerçeveye bürünen, ekonomik ve siyasi bağların daha da güçlendiğini somut verilerle gördük. Ukrayna’daki Türk yatırımları 5 milyar $’a yaklaşırken Türkiye Ukrayna’da son 5 yıldaki en büyük yabancı sermaye yatırımcısı olma pozisyonunu perçinledi. Savaş döneminde 300 milyon $ civarında yeni yatırım gerçekleştirilirken, devam eden yatırımların toplam tutarıysa 400 milyon $’u geçiyor. Ukrayna’da, aşağıdaki grafikte görülebileceği gibi yıl içinde açılan her 5 yabancı sahipli firmadan biri Türk firması olurken, 2025 yılında faaliyete başlayan Türk firmalarının sayısı, ikinci ve üçüncü sıradaki Leh ve Amerikan firmalarını toplamından daha fazlaydı. Türk şirketleri Ukrayna’da bu çetin şartlarda da yatırım yapılabileceğini ve ülkenin ekonomik dayanıklılığına katkı sağlanabileceğini göstermek açısından kıymetli bir örnek teşkil ediyor. 

Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasında Türk firmalarının, üçüncü ülkelerinin şirketleriyle işbirliği sinerji oluşturacaktır

Ukrayna Türk iş dünyası olarak, Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasının savaş devam ederken de, görece güvenli bölgelerde ve öncelikli sektörlerde yapılması gerektiğine dönük yaklaşımımız herkesçe malum. Bu çerçevede, Türk firmalarının üçüncü ülkelerin şirketleriyle, Ukraynalı firmaların da katılımıyla iş birliğine büyük önem addediyoruz. Geçtiğimiz yıl, İstanbul’da, Türkiye Finlandiya Ukrayna Altyapı Forumunu, yılın son ayındaysa, Stockholm’de, İsveç Dışişleri Bakanlığı’nda, Türkiye İsveç, Ukrayna’nın yeniden imar ve inşa forumlarını düzenleyerek bu konulardaki farkındalığı ve ortak hareket etme imkanlarını, Ukrayna’nın en büyük destekçilerinden olan İskandinav ülkelerine taşıdık. Bu alanda, yaptığımız çalışmalar sonucunda somut, başarılı, projelerin ortaya çıkması, geleceğe dönük, elverişli bir altyapı oluşturuyor. Türk, Koreli, Japon, Ukraynalı şirketler arasında geçtiğimiz yıllarda attığımız tohumlarsa bugün artık sonuç veriyor.

Ukrayna’da, 2017 yılında kurduğumuz, Uluslararası İş Dernek ve Ticaret Odaları Üst Konseyi (ICBAC), Dünya’da kendi alanında belki de ilk başarılı örnek. Bu mekanizma sayesinde hem akranlarımızla bilgi ve deneyimlerimizi paylaşıyor hem de kamuoyuna ve hükümet yetkililerine iş dünyasının sorunlarını ve çözüm önerilerini getirme imkânı buluyoruz. Ukrayna’daki Amerikan, Alman, Avusturya, Çin Fransız, İngiliz, İsveç, Kanada, Türk iş dernek ve ticaret odalarını bir çatı altında birleştirdiğimiz ve ülkedeki yabancı sermayenin %90’dan fazlasın temsil eden ICBAC çatısı altında, Ukrayna’nın yeniden imar ve inşası için üçüncü ülke iş dünyaları arasında işbirliğinin oluşturulması ve geliştirilmesi yaklaşımımızın artık tüm akranlarımız tarafından benimsenmesi Türk iş dünyası olarak nasıl öncü, vizyoner ve yerinde bir pozisyon ortaya koyduğumuzunsa en güzel kanıtı.

Türkiye, Ukrayna’ya ihracat rekoru kırarken, tarihte ilk kez dış ticaret fazlası verdi

Türkiye’nin, Ukrayna’ya ihracatı savaş öncesi son yıl olan 2021’e göre %25 artarak, 2024’te 3 milyar 540 milyon $’a ulaştı. Türkiye, böylece Ukrayna’nın 4 katı nüfusa sahip, en kalabalık Arap ülkesi olan Mısır’a ihracat kadar, Ukrayna’ya ihracat yaptı. 2022 ve 2023 yıllarında, 2021’deki dış ticaret hacmi olan 7,5 milyar $’lık seviye, Ukrayna’nın savaştan kaynaklanan dış ticaretindeki üçte birlik daralmaya rağmen korundu. 2024 yılında dış ticaret hacmimiz 6,2 milyar $ olarak gerçekleşirken, Türkiye, Ukrayna’ya tarihinin en yüksek dış satımını yaptı ve yine 33 yıllık ekonomik ilişkilerin tarihinde ilk kez, 870 milyon $’lık bir dış ticaret fazlası verdi. Türkiye’nin, Ukrayna’ya ihracata başta demir ve çelik, sebze ve meyve ile petrokimya ürünleri gibi kalemlerde olmak üzere, hiçbir ürün grubunun, toplam payının %15’i geçmediği dengeli bir yapı sergilerken, Ukrayna’dan ülkemize ihracatın yaklaşık %70’ten fazlasını tarım ürünleri oluşturdu. Bugün, Ukrayna’nın dış ticaretinin %7’si Türkiye ile yaptığı ticaretten kaynaklanıyor.

Türkiye Ukrayna Serbest Ticaret Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi, dış ticaretin kompozisyonunu daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturur

Türkiye Ukrayna Serbest Ticaret Antlaşması’nın imzalanmasının üzerinden 3 yıl geçti, antlaşma birkaç ay önce ülkemiz tarafından onaylanırken, Ukrayna Meclisi’nde onay bekliyor. Bu antlaşmanın yürürlüğe girmesi, iki ülke dış ticaretinin kompozisyonunu her iki ülke için daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturacaktır. Karşılıklı yatımların tutarı ve yıllık dış ticaret hacmiyse bu antlaşmanın uygulanmasıyla 10 milyar $ seviyesini aşacaktır. Ukrayna’da savaşın getirdiği zorluklar ve devletin öncelikleri ortada ancak iki ülke halklarının refahına olumlu yansıyacak bu antlaşmanın bir an önce yürürlüğe girmesi şüphesiz herkesin menfaatine. 

Ukrayna’da hâlâ faaliyet gösteren yabancı üst ve altyapı firmalarının tamamı Türk 

Türk altyapı ve inşaat şirketleri bugüne kadar ülkede toplam tutarı 10,4 milyar $’ı aşan, 300’den fazla altyapı ve üstyapı projesi gerçekleştirirken, savaş döneminde tamamlanan işlerin tutarı 1 milyar $’ı buldu. En az 1 milyar $’lık da devam eden iş var. Ukrayna’da tamamladıkları işlerle, iki göz bebeğimiz Onur İnşaat ile Doğuş İnşaat, Birleşik Krallık İhracat Ajansı’nın finansmanıyla yapılan ve bu anlamda ülkede savaş sonrası dış finansmanla gerçekleştirilen ilk pilot uygulama olan altı adet ulaştırma köprüsünün inşaatını tamamlarken, Feka İnşaat ve Gökşin İnşaat’ın çevre teknolojilerine dönük, Avrupa finansmanıyla devam ettirdikleri altyapı çalışmaları mevcut. Boshporus Development ise, üstyapı tarafında faaliyet gösteren tek yabancı inşaat firması ve Kiev’de on binlerce m2 yeni konut inşaatı gerçekleştiriyor. Türk firmaları dışında şu an sahada faaliyet gösteren başka bir yabancı inşaat firması yok. Türk inşaat firmaları sahip oldukları binlerce makine, ekipmanla ve istihdam ettikleri binlerce Ukraynalı çalışanlarıyla, bu zor ve çetin şartlarda da, ülkenin imar ve inşasında, gelecekte daha büyük ölçeklerde de oynayabilecekleri güçlü rolü gösteren, ispat eden müthiş bir sınav veriyorlar. 

Ukrayna’da ateşkesin ne zaman ve hangi şartlarda yürürlüğe gireceği, Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasının biçimi ve boyutları konusunda belirleyici olacaktır. Özellikle, üçüncü ülke şirketleriyle, Türk firmalarımızın işbirliği, sahada firmalarımızın sahip olduğu güç, bilgi birikim, deneyim ve know-how ile bu şirketlerin uygun finansmana erişim imkanları ve teknolojik avantajlarıyla birleştiğinde, Ukraynalı firmaların da katılımıyla müthiş bir sinerji oluşturacaktır. Ukrayna’nın yeniden imar ve inşası tam anlamıyla başladığında, Türk mühendislik ve müşavirlik firmalarına ve dünya standartlarında üretim yapan makine ekipman üreticilerimize de büyük iş düşecektir.

Türkiye, körfez sermayesi ile Ukrayna arasında köprü olabilir

Altyapı dışında, konut inşaatı ve arsa stoğu oluşturulması başta olmak üzere emlak yatırımlarıyla, lojistik depoları ve enerji tesisleri inşasında da önümüzdeki dönemde Türk girişimcilerin etkin olabileceklerini söyleyebiliriz. Karadeniz komşumuz Ukrayna’da limanların işletilmesi konusunda da Türk ve Ukraynalı firmalar arasında daha fazla işbirliği yapılması bir tercihin ötesinde gereklilik. Savaş öncesi Körfez sermayesinin hareketliliği, Birleşik Arap Emirlikleri ile Katar’ın devlet firmalarının birer liman aldıkları, Suudi Arabistan’ın ise yüz binlerce hektar tarım arazisi yatırımı yaptığı düşünüldüğünde, Körfez sermayesiyle Ukrayna arasında firmalarımız köprü görevi üstlenebilir. Ortak yatırımlar ve kapsamlı iş birliği, Türk girişimcilerin zaten çok başarılı olduğu enerji altyapısı ve yenilenebilir enerji yatırımlarında da birlikte hareket etmeye dönüşebilir. 

2025 yılında, iki ülke ticaretindeki olumlu seyir devam edecektir. Türkiye, Ukrayna’nın çok ihtiyaç duyduğu makine ekipman, taşıt araçları, petrokimya gibi sektörlerde, bölgede en rekabetçi üretim gücüne sahip ülke. Ukrayna’da ekonomik büyümenin yeniden sağlanması, özellikle de tarımda yüksek rekoltenin olası bir ateşkesle birleşmesi, Türkiye Ukrayna dış ticaret hacmini beklenenin de üzerinde artıracaktır. Serbest Ticaret Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyse yalnız ticarete değil, karşılıklı yatırımlara da yeni bir soluk getirir. 

Türkiye, Ukrayna’nın enerji güvenliğinde, güvenilir bir ortak

Ukrayna’da Türk enerji firmaları bugün itibarıyla Ukrayna’nın yenilenebilir enerji kaynaklı üretiminin %8’ini gerçekleştiriyorlar. Ukrayna, yurtdışında, en çok sayıda Türk enerji firmasının yatırım yaptığı ülke konumunda. Jeneratör, dağıtım trafosu ve daha birçok farklı enerji ekipmanı alımındaysa, Türkiye, Ukrayna’nın en büyük tedarikçisi. Olası bir ateşkes sonrasında, enerji altyapısının %50’den fazlası kısmen ya da tamamen tahrip olan Ukrayna’nın, yapacağı yatırımlarda, bugün olduğu gibi yarın da Türkiye, ülkenin en büyük çözüm ortaklarından biri olacaktır. Savaş döneminde yatırımı devam eden toplamda 400 MW kapasiteli Türk enerji ve rüzgar santralleri yatırımları da devreye girdiğinde, Ukrayna’daki yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretiminde, Türk sermayesinin payı %10’un üzerine çıkacaktır. Türkiye, stratejik ortağının enerji güvenliğinde, güvenilir, güçlü ve istikrarlı bir partner olduğunu en çetin zamanda da gösteriyor.

Ateşkesin kısa vadede sağlanıp sağlanamayacağını sağlansa bile kalıcılığını ve istikrarını bugünden tahmin etmek mümkün değil. Ancak önünde sonunda, kısa ve orta vadede, kırılgan da olsa bir ateşkes yaşanacak. Güçlü bir ekonomiye, siyasi ve sosyal istikrara, caydırıcı bir savunma altyapısına sahip bir Ukrayna, Türkiye dahil bölge ülkelerinin refahına ve güvenliğine de olumlu katkı sağlayacaktır. Ukrayna’da son 20 yılda yaşanan iki devrim, iki savaş, küresel pandemi, sayısız ekonomik kriz ve ülkemizin zaman zaman karşılaştığı dev problemler, iki ülkenin ekonomik ve siyasi yakınlaşmasını yavaşlatamadı, zira Türk ve Ukrayna ekonomileri birbirlerine rakip değil, birbirlerini tamamlayan ekonomiler, Karadeniz’in bağladığı iki komşu, birbirlerinin doğal ortakları. Barış ve istikrar dönemine iş dünyamızın bugünden hazır olması önemli. Ne mutlu ki, bugüne kadar iki ülkenin sahip olduğu stratejik ortaklık şemsiyesinin de katkısıyla bu anlamda müthiş başarılı bir sınav verildi. Türkiye Ukrayna Serbest Ticaret Antlaşması’nın, Ukrayna’da, Meclis’te onaylanması ve böylece yürürlüğe girmesi, iki ülke arasındaki ekonomik entegrasyonu daha da derinleştirecektir.

Önümüzde adil, istikrarlı ve kalıcı bir ateşkesin ve barışın sağlanması gibi kritik bir hedef var. Bu noktada Türkiye önemli bir rol oynayabilir. Mart 2022’de gerçekleşen İstanbul görüşmeleri bugün oynanabilecek bu rolün en somut örneği olmuştu. Ukrayna, Türkiye’yi yine masada görmek istediğini defaatle yineledi. Savaşın tarafları ve sürecin paydaşlarıyla açık samimi ve güvenilir bir diyaloğa sahip ülke sayısı sınırlı. Türkiye görüşmelere yine ev sahipliği yapabilir. Bu sorumluluk üstlenilmese bile ülkemizin sürece pozitif katkısı mutlaka olacaktır. 

Ukrayna, yeni dönemde, tarım sektörü başta olmak üzere, daha çok katma değerin ülkede için kalacağı, lojistik olarak da avantajlı olacak şekilde, hammaddeyi işleyerek yurtdışında ihraç etmek isteyecektir. Bu noktada Türk makine sanayi, özellikle gıda işleme, proses, ambalaj, paketleme gibi alanlarda, ülkenin en büyük tedarikçisi olmaya adaydır. Bu alanlarda Türk ve Ukraynalı firmalar arasında ortak yatırımlar da şaşırtıcı olmayacaktır. Yeniden imar ve inşadaysa Türk müteahhitlik, müşavirlik ve mühendislik firmaları önemli rol oynayacaktır. Hava taşımacılığın yeniden başlaması, yolcu ve yük taşımacılığı havalimanı işletmeciliği gibi alanlarda firmalarımızın sahip olduğu birikim ve know-how da dikkate alındığında, turizmle birlikte havacılık derin ve kapsamlı işbirliği görebileceğimiz başka alanlar. Türk enerji yatırımlarınınsa, Ukrayna’da devam edeceğini tekrar hatırlatmayaysa zaten gerek yok. 

Ukrayna, Ukrayna halkı, ülkesini savunurken büyük bedeller ödedi, ödüyor. Güçlü bir ekonomi olmadan, orta ve uzun vadede güçlü bir ülke olmak mümkün değil. Savaşın ilk üç yılında, Ukrayna’ya, 300 milyar $’a yaklaşan bir dış destek sağlandı ancak bu desteğin ateşkes ve barış döneminde, aynı oranlarda, yıllık ortalama 100 milyar $ seviyesinde devam etmesini beklemek gerçekçi değil. Ukrayna’nın, yapacağı yapısal reformlar, ülkedeki yatırım ve iş yapma iklimini geliştirerek, yeniden imar ve inşa başta olmak üzere ülkeye özel sektör yatırımı çekmesi için anahtar konumda. Ukrayna’nın güçlü, savunmada caydırıcı bir ülke olması da ekonominin sağlıklı, dinamik ve sağlam yapıya kavuşmasından geçiyor. Türkiye ve Ukrayna ekonomik işbirliğinin daha da gelişmesi şüphesiz doğru yolda emin bir adım olacaktır. Ukrayna halkı adil, istikrarlı ve kalıcı bir ateşkesi, barışı fazlasıyla hak ediyor. 

Burak Pehlivan

Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği (TUİD)Yönetim Kurulu Başkanı

Diğer Haberler

Bizi Takip Edin

26,500BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
3,989AboneAbone Ol
- Reklam -spot_img

Güncel Haberler