Her yıl sonunda, Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği üyelerine gönderdiğim mektupta, derneğimizin faaliyetleri açısından yılın muhasebesini yapıyorum. Ukrayna’da yıl boyunca yaşanan başlıca olayları, Türkiye Ukrayna ilişkilerinin güncel durumunu değerlendirirken, küresel jeopolitik, siyasi ve ekonomik gelişmeleri de göz önüne alarak, bir sonraki yıla ilişkin öngörülerimizi ve planlarımızı da aktarıyorum. Daha sonraysa, burada yaptığım gibi artık bir gelenek olarak, bu mektubu bir makale haline getirip, daha geniş kesimlere faydalı olabilmek adına kamuoyuyla da paylaşıyorum.
Geride bıraktığımız yıl, 2023 yılının son günlerinde yayımladığım mektubumda “Dünya düzeni, büyük bir değişim ve dönüşümün arifesinde, hatta içinde” diye ifade ettiğim sürecin daha da hızlandığı ve görünürlüğünün arttığı bir yıl oldu.
2024’ün Aralık ayının başında, birbirinden farklı coğrafyalarda yaşanan, dört olay, Dünya’mızın jeopolitik, siyasi ve ekonomik nasıl bir kırılma yaşadığını, nasıl bir değişim ve dönüşüm çağında olduğunu bizlere tekrar hatırlatan çarpıcı bir örnekti. Üstelik, normal zamanlarda her biri ayrı yıllara tesadüf edilebilecek bu dört gelişmeyi yalnızca bir hafta içerisinde gördük. Fransa’da, 62 yıl sonra ilk kez güvenoyuyla Meclis’te hükümet düşürüldü. Dünya’da ilk kez bir demokraside, Romanya’da, seçimlerde bir aday lehine dezenformasyon kampanyası yapıldığı gerekçesiyle Cumhurbaşkanlığı seçimleri iptal edildi. 13 yıldır yıkılmayan Suriye’deki rejim, 13 günde çöktü. Güçlü, örnek gösterilen bir demokrasi olan Güney Kore’de, Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol yetki aşımıyla demokratik kurumları askı altına almaya çalışarak, birçok gözlemciye göre darbe girişiminde bulundu ve sonunda Meclis tarafından azledildi. Üç ayrı kıtada gerçekleşen, birbirinden farklı gibi gözüken bu olaylar aslında, Dünya düzeninin nasıl da bir kaynama noktasında olduğunu gösteren gelişmeler. Olaylar birbirleriyle ilişkisiz gözükse de bu olayların gerçekleştiği ekosistemin mevcut durumu, artık yerküremizdeki sistemin bu şekilde gitmeyeceğini, gidemeyeceğini haber veren adeta işaret fişekleri.
Ukrayna’daki haksız ve anlamsız savaşın başlaması, genişlemesi ve yıkıcı bir biçimde devam etmesi de aslında uluslararası kurumların işlevlerini yeterince yerine getirememesiyle ilişkili. Dolayısıyla 2025 yılının Ukrayna, Ukrayna Türkiye ekonomik ve siyasi ilişkileri, iş dünyamız ve elbette Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği (TUİD) açısından nasıl bir yıl olabileceğine dönük varsayımları, öngörüleri değerlendirmek, 2024 yılında dünyamızdaki temel gelişmelere ve dünyamızın genel gidişatına göz atmadan eksik kalacaktır. Bu yazıda, öncelikle Ukrayna’daki son ekonomik ve siyasi duruma değinip, 2025 yılına ilişkin beklentilerimizi yansıtırken, 2024 yılında katıldığımız uluslararası toplantılarda bizleri ilgilendiren, ön plana çıkan, dikkat çeken konuları ve içgörüleri de bu gidişatı anlamaya yardımcı olması açısından aktarmaya çalışacağım. Son olarak elbette, Türkiye Ukrayna ekonomik ilişkilerinin mevcut durumunu ve TUİD’in yıl boyunca gerçekleştirdiklerini ve 2025 yılında yapmayı planladıklarını sizinle paylaşacağım.

Ukrayna’daki iktisadi ve jeopolitik durum
Ukrayna’da tam kapsamlı savaşın süresi 1000 günü aşarken, savaşın cephedeki yoğunluğu daha da arttı. 2024 yılının özellikle ikinci yarısı, savaşta en çok can kaybı yaşanan dönem oldu. Rusya, bu dönemde, savaşın ilk ayları dışında en çok toprak kazanımına ulaşırken, yıl boyunca Ukrayna topraklarının %0,4’ü daha Rusya tarafından işgal edildi. Ukrayna Ordusu sürpriz bir atakla, Ağustos ayında Rusya’nın Kurs Bölgesinde yaklaşık 1.200 km’lik bir alanı istila ederken, bu alanın yaklaşık %60’lık bir bölümünü hâlâ elinde tutuyor. 2024 yılı yine, ilk kez başka bir ülkenin askerlerinin düzenli olarak savaşa dahil olduğu yıl oldu. Kuzey Kore Ordusuna bağlı 11.000 Kuzey Kore askeri, Kurs’ta konuşlanırken, cephane ve balistik füze dışında Kuzey Kore’nin Rusya’ya desteğinin dronlar dahil olmak üzere yeni tip silahlarla çeşitlendirilmesi ve savaşa dahil Kuzey Kore askerinin sayısının daha da artması bekleniyor.
Rusya, Ukrayna halkının iradesini kırmak için giriştiği, Ukrayna’nın enerji ve kritik altyapısını hedef alan füze ve dron saldırılarına, 2024’te de devam etti. Bu yıl içerisinde tarihin en büyük kombine füze ve dron saldırıları yaşandı. Ukrayna’nın savaş öncesi kurulu enerji üretim kapasitesinin yaklaşık üçte ikisi ya işgal edilen bölgelerde kaldı veya tamamen ya da kısmen tahrip edildi. Buna karşılık sektördeki kurumların ve çalışanların takdir edilecek dayanıklılığı ve azmine dış desteğin de eklenmesiyle, elektrik kesintileri ülke genelinde sınırlı olarak yaşandı, yaşanıyor.

Merkez Bankası, yıl içerisinde faiz indirimlerine devam ederken, politika faizi %15’ten, yıl içerisinde %13’e çekildi ancak %3,7’yle dip yapan enflasyonun, Kasım’da %11,2’ye ulaşmasıyla, Aralık ayında, Merkez Bankası, politika faizini 50 baz puan artırarak, %13,5’e yükseltti. Merkez Bankası, ülke ekonomisinin istikrara kavuşmasının etkisiyle, döviz kontrollerinde azaltmaya giden birtakım tedbirler de aldı. Belli şartlar altında, yurtdışına temettü ödemeleri ve yurtdışından alınan borçların anapara ve faiz ödemelerinin yapılması artık mümkün.
2024 yılında büyüme, %4 olarak bekleniyor, 2025 büyümesi ise Merkez Bankası tarafından %4,3 olarak ön görülüyor. Ancak şunu da unutmamak gerek ki, bugün itibarıyla, Ukrayna ekonomisi, 2021’e göre dörtte bir oranında daha küçük, dış ticaretiyse %30 azalmış durumda.
Almanya merkezli Kiel Enstitüsü’ne göre, Batı, Ukrayna’yı desteklemek için yılda en az 100 milyar $ harcıyor. Ukrayna’ya savaşın başlamasından bugüne kadar, yaklaşık 120 milyar $’ı finansal olmak üzere, toplamda 270 milyar $’ı geçen bir dış destek sağlanmış durumda. Taahhüt edilmiş ama henüz hayata geçirilmemiş desteklerin tutarı da 100 milyar $’ı aşıyor.
Ukrayna’nın önümüzdeki sene, 42 milyar $ olarak öngörülen finansman açığını kapatmaya ilişkin gerçekçi taahhütler şimdiden yapılmış durumda. Ukrayna’nın, bu yıl da makro düzeyde mali sıkıntısı olmayacaktır. Taahhüt edilen rakamın 33 milyar $’ı AB tarafından garanti edilirken, Amerika’nın yardımı özellikle savunma konusunda kritik ancak, Amerika’nın yardımı olmasa da Ukrayna, mali sorun yaşamadan 2025 yılını tamamlar. Bununla beraber Amerikan yardımının durması ya da ciddi bir biçimde azaltılması morallen ve psikolojik olarak hem Ukrayna’yı hem de Batı’da Ukrayna’yı destekleyen diğer ülkelerin liderlik ve kamuoylarını olumsuz olarak etkileyecektir.

Ukrayna’nın yeniden inşa ve imarının boyutu, kapsamı ve hacmi, savaşın ne zaman ve nasıl biteceğine göre şekillenecektir
Ukrayna’daki savaşı, Başkan olduktan sonra bir günde bitireceğini iddia eden Donald Trump’ın, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı seçilmesi ve 20 Ocak’ta yemin ederek göreve başlayacak olması, 3. yılını bitirmek üzere olan yüksek tempolu savaşın, hem savaşı yapanlar hem de onları destekleyenler açısından yarattığı yorgunluk ve bitkinliğin zamanla daha da artması, Dünya’nın geneline yayılan ekonomik ve siyasi sıkıntılar, Suriye’deki uzun yıllara yayılan iç savaşın bile hızla sonlanması gibi etmenler, gerek ülkemizde, gerek Dünya’da gerekse de Ukrayna kamuoyunun bir bölümünde savaşın aktif fazının kısa süre zarfında en azından bir ateşkesle sonlanabileceğine ilişkin güçlü bir beklenti oluşturdu. Bu beklentilerin ve savaşın devamına ilişkin algıların ne kadar yerinde olduğu, sahadaki gerçeklerle ne kadar örtüştüğü uzun bir tartışma konusu olabilir. Ancak çoğu zaman beklentilerin, gerçeklerin önüne geçtiği ve kişilerin, kurumların bu şekilde karar aldıkları, hatta ve hatta kimi zaman beklenti ve algıların olaylara da etki ederek onları şekillendirebildikleri, onları değiştirebildikleri bir gerçek. Bundan ötürü de Ukrayna’da ateşkesle birlikte, Dünya tarihindeki en büyük yeniden imar ve yapılanma faaliyetlerinden birinin başlayacağı ve buna bugünden hazır olunması gerektiği, Batı iş dünyası tarafından satın alınmış bir görüş. Nitekim yalnızca bir yıl içerisinde şirketlerin yoğun ilgisi ve üyelik taleplerinden dolayı Ukrayna’daki, Fransa ve Norveç İş Dernekleri üye sayılarının %40’tan fazla artırırken, Amerikan İş Dernek ve Odaları üyelik aidatlarını, iki kata varan oranlarda yükselttiler. Dünya Bankası ve Ukrayna hükümetine göre en az 486 milyar $ olarak hesaplanan, ancak kimi tahminlere göre 1 trilyonu bulacak yeniden imara dönük finansman ihtiyacı için çalışmalar yoğunlaştırılıyor. Zaten uzun yıllardır durgunluk yaşayan Avrupa Birliği ekonomisi ve şirketleri için Ukrayna’nın yeniden imarının desteklenmesi, yaşlı kıtaya yeni bir can suyu getirebilir. Yıllık on milyarca $’lık finansal desteğin her durumda uzunca bir süre için garanti edildiği ve 2030 yılında Avrupa Birliği’ne tam üye olması ön görülen Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasının, hacmi, kapsamı ve boyutu savaşın ne zaman ve nasıl biteceğine bağlı olarak değişse de varlığı değişmeyecektir.
2024, yurtdışı faaliyetlerimizin ve çalışmalarımızın yoğunlaştığı bir yıl oldu
Ukrayna’da savaşın 3. yılı olan, 2024 yılı, TUİD olarak yurtdışı faaliyetlere yoğunlaştığımız, Türk iş dünyasının, Ukrayna’da, ekonominin savaş sırasında ve sonrasında güçlenmesine dönük projelerimizi, tezlerimizi mümkün olan en geniş biçimde, geniş coğrafyalarda anlatmaya çalıştığımız bir yıldı.
Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu Yıllık Toplantıları
II. Dünya Savaşı’nın son yıllarında, o dönemin galip devletlerinin önceliklerini ve dönemin güç dengelerini yansıtan uluslararası ekonomik ve siyasi sistem bugün 80 yaşında. Bu sistem, o dönemden bu yana değişen dengeleri yansıtamadığı gibi, yeni gelişmelere de ayak uydurmakta zorlanıyor. Bu durumda üç gelişmenin karşımıza çıktığını görüyoruz. Mevcut kurumlar kendilerini yenilemeye çalışıyor, G20, BRICS gibi yeni kurumlar ortaya çıkıyor ve dünyada savaşlar meydana geliyor.
1944 yılında düzenlenen Bretton Woods Konferansı’nın ürünü olan, küresel finans ve kalkınma sisteminin önemli düzenleyici kurumları Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun, Bretton Woods’un bu yıl 80. yıldönümüne denk gelen, ortak toplantıları, Ekim ayında, Amerika Birleşik Devletleri’ni başkenti olan ve bu iki kurumun merkezlerinin yer aldığı Vaşington’da gerçekleştirildi. Organizasyona, 180’den fazla ülkeden, aralarında Devlet ve Hükümet Başkanları, Bakanlar, Merkez Bankası Başkanları, iş insanları, bankacılar, gazeteciler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de yer aldığı, 5000’i aşkın katılımcı katıldı. Organizasyon, bir hafta süreyle düzenlenen paneller, ele alınan konular ve yüzlerce yan etkinlikle, Dünya’da yalnız ekonomik gelişmeleri anlamak açısından değil, teknoloji, iklim değişikliği, jeopolitik gibi alanlarda yerküremizin nereye doğru yönlendiğini, Dünya’da hangi konuların gündemde olduğu, küresel finansal sistemin kaynaklarının hangi doğrultuya hareketlendirilmek istendiği ve nelerin hedeflendiğini anlamak için de oldukça faydalıydı.

Enflasyon kontrol altına alındı, faizler düşme yöneliminde, peki insanlar neden mutsuz, tepkili?
Pandemi ve pandemi sonrasında alınan önlemlerle, genel kanı, bu sefer krize daha hazırlıklı ve deneyimli bir Dünya’nın olmasından ötürü küresel salgınla başlayan finansal krizin iyi yönetildiği. 2008 küresel finansal krizin sonrasında, ülkeler hem kurumlarını hem de yönetişim ilkelerini güçlendirdi. Bu güçlü kurumların varlığı, krizlere karşı hazırlık düzeyinin yüksekliği ve G20 gibi platformların diyalog imkanını güçlendirerek, ülkeler arasında koordinasyon sağlaması, krize karşı daha etkin ve yetkin, eşgüdüm içerisinde tepki verilebilmesini sağladı. Enflasyon birçok ülkede kontrol altına alınmış durumda. Genel olarak faizler de düşüyor. Peki geniş halk kitleleri neden mutsuz, neden arayışta? Bu sorunun cevabında dört temel neden rol oynuyor.
Fiyatların, belli bir süre içinde ortalama yükselme oranı olarak tanımladığımız enflasyon bu dönemde, beklenen, planlanın çok ötesinde artarken, toplumun büyük çoğunluğunun geliri o oranda artmadı. Bu da reel olarak alım gücünü düşürdü. Evet enflasyon kontrol altına alındı ama fiyatlar yükseldi ve yükseldiği düzeyde kaldı. Hane halkları şu an eskisine oranla mevcut gelirleriyle daha az mal ve hizmet alabiliyor. İkinci önemli unsur, Dünya’da jeopolitik riskler devam ediyor, hatta arttı, Ukrayna’da savaş üç yılını tamamlamak üzere, Ortadoğu’daki savaş ikinci yılında ve devam ediyor. Bu yaşananlar ve yaşananlara karşı verilen farklı tepkiler insanların mevcut uluslararası sisteme karşı duyduğu güveni baltalıyor. Üçüncüsü, geçmişte uluslararası ticaret uzun on yıllar boyunca Dünya’daki büyümeye hep olumlu bir biçimde etki etti ancak son yıllarda korumacı politikaların, ticaretin önündeki engellerin artması ve yüksek tarifelerin devreye girmesinin sonucunda dış ticaret geçen yıl ilk kez küresel büyümeye pozitif etki sağlayamadı. Son olaraksa ve belki de en önemlisi düşük bir büyümeyle karşı karşıyayız ve buna karşılık birçok ülkede yüksek borçluluk var. Bu dört faktör birleştiğinde insanların sisteme karşı tepkisinin arttığını görüyoruz. Umutsuzluk, karamsarlık ve kızgınlık bazı bölgelerde daha da yaygın. Bunlara ek olarak, Hollanda Merkez Bankası Başkanı’nın dile getirdiği, aslında mevcut jeopolitik riskler doğru hesaplanamadığı için, varlık fiyatlarının olması gerektiğinin çok üzerinde seyrettiği, hatta şişkinlik olduğu tespiti var. Eğer bu noktada sıkıntı oluşursa, ortaya çıkabilecek yeni duruma tepki vermek için bu sefer elde çok daha az barut var. Böyle bir gerçekleşme insanlığın ruh halini daha da bozabilir.
Ukrayna, toplantılarda yine önemli bir gündem maddesiydi
Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu üzerinden Ukrayna’ya yapılan mali ve teknik yardımların hatırı sayılır bir bölümü gerçekleştiriliyor. Geçen yılki kadar olmasa da, toplantılarda Ukrayna hala önemli bir gündem maddesiydi. Ukrayna ile ilgili birkaç özel panel düzenlenirken, Ukrayna, organizasyonda güçlü bir delegasyonla temsil edildi. Ukrayna’nın özellikle Batı sistemi açısından önümüzdeki yıllarda önemini koruyacağı bir gerçek.

Küresel ısınmayla mücadelede yenilenebilir enerji yatırımları güçlenerek devam edecek
İklim değişikliğiyle mücadele ve küresel ısınmanın insanlığın önündeki en büyük tehditlerin başında geldiği, toplantılardaki başlıca gündem maddelerindendi. Nitekim, Kasım ayında, Azerbaycan tarihinin en büyük organizasyonu olarak, 35 bin katılımcıyla Bakü’de düzenlenen Birleşmiş Milletler’in İklim Zirvesi COP29’da, yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarının artırılması, e-mobilite, enerji verimliliğinin geliştirilmesi, su kaynaklarının doğru ve etkin kullanılarak korunması gibi ön plana çıkan gündemler, bu toplantılarda ele alınan alanlarla paralellik çiziyordu. Bu alanlarda, daha yeni, yaratıcı finansman modellerinin geliştirilmesi, özel sektörün yatırım ve finansmanda önünü açacak düzenlemeler yapılması ve gelişmiş ülkelerden, az gelişmiş ülkelere, yenilenebilir enerji yatırımları için güçlü ve istikrarlı kaynak desteği sağlanması altı çizilen üzerinde durulan ortak konulardan bazılarıydı. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de, Ukrayna’da ve Dünya’nın birçok farklı coğrafyasında, başta güneş olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarının daha da arttığını göreceğiz. İki yıl sonra gerçekleşecek COP31’i düzenlemek için aday olan iki ülkeden birinin ülkemiz olduğunu da burada hatırlatalım.
Üretici yapan zekanın iş yaşamında, sosyal hayatta, ülkelerin yönetiminde getirebileceği fırsatlar ve sürecin iyi yönetilememesi durumunda ortaya çıkabilecek tehditler de Vaşington’da geniş bir biçimde ele alındı.
İki bankanın ortak toplantılarında, kadın erkek eşitliğinin güçlendirilmesi ve eşitliğin toplumun her alanına yayılması, kadının işgücüne katılımındaki oranın artırılmasına dönük adımlar atılması yine üzerinde sıkça durulan konulardandı.
Nüfusu en hızlı artan kıta olan Afrika’da, daha çok iş alanı oluşturulması için yapılabilecekler, Afrika ülkelerindeki yatırımların, istihdamın desteklenmesiyle yoksullukla etkin mücadele sağlanmasına dönük eylemler ve kıtanın hızlı, istikrarlı, sürdürülebilir ve sağlıklı bir biçimde kalkınması için çözüm önerileri de konuşmalarda sıklıkla yer buldu.
II. Dünya Savaşı sonrası dönemin siyasi ve güç dengelerini yansıtan uluslararası sisteminin kurumlarının kendilerini reforme etmeye çalıştığını söylemiştik. Bu çerçevede bu kurumların toplantılarının kamuoyuna daha açık düzenlendiğini, kurumların daha şeffaf olmaya çalıştıklarını söyleyebiliriz. Bu minvalde katılım artıp, katılımcı tabanı çeşitlenirken, toplantılarda bu kurumların başkanlarına, üst yönetimlerine yüksek bir çaba gerektirse de soru sorabildiğiniz diyalog imkanları sağlanıyor. Yönetim Kurullarında, Afrika ülkelerinin, az gelişmiş ülkelerin daha çok temsili sağlanıyor. Beğeniriz, beğenmeyiz ki, -ülkemizdeki bazı acı hatıralar hâlâ belleklerde- bu iki kurum, Dünya finansal sisteminin önemli oyuncuları, dolayısıyla bu kurumların reformu, insanlığa, yer küremize daha çok ve kaliteli katkı sağlamaları herhalde hepimiz açısından faydalı olacaktır. Bununla beraber, küresel ve yerel düzeydeki yönetici elitle, yönetilen geniş halk kitleleri arasındaki mesafenin pek de azalmadığını, azalamadığını, hatta artmaya devam ettiğini de her geçen yıl daha fazla tanıklık ediyoruz. (1)
Afrika Kalkınma Bankası Genel Kurulu ve bir anı
Afrika Kalkınma Bankası’nın Genel Kurulu, onlarca devlet ve hükümet başkanının, yaklaşık 5000 bankacı, iş insanı, gazete, diplomat, sivil toplum temsilcisi ve siyasetçinin katılımıyla Kenya’nın, canlı, enerjik, hareketli ve hızla gelişen başkenti Nairobi’de Mayıs ayında yapıldı. Afrika’daki kalkınmanın en büyük finansörü olan Banka, 60. yılı kuruluş yıldönümü dolayısıyla, Genel Kurulu’nun kapılarını böyle geniş ve çeşitli bir katılımcı kitlesine açtı. Ben de bu katılımcılardan biriydim.

Organizasyon, Kenya’nın popüler Cumhurbaşkanı William Rutto’nun tarihi Amerika gezisinden birkaç gün sonra gerçekleşti. Gezi tarihiydi, zira, Amerika Birleşik Devletleri’nde 17 yıl sonra ilk kez bir Afrika ülkesinin devlet başkanı resmî törenle karşılanırken, Kenya, ABD’nin NATO dışındaki sınırlı sayıdaki yakın müttefiklerinden biri olarak ilan edildi. Oldukça başarılı geçen organizasyona, bu tarihi gezi de ayrı bir itici güç kattı. Afrika, dünyanın en hızlı ve bir o kadar da düzensiz şehirleşen kıtası. Katıldığım panellerden birinde, bu duruma atıfta bulunan, Kenyalı hükümet yetkilisi, yüksek oranlarda artan nüfus ve kırsaldan kentlere göçle, hızla şehirleşen ülkede, modern konut yapımına önem verdiklerini ve bu konut yapımını finanse ettikleri vergilere ek, aylık 70 milyon $’lık yeni bir vergiyle konutlaşmayı hızlandıracaklarını büyük bir özgüvenle ifade etti. Söyledikleri de yaptıkları da aslında çok mantıklı görünüyordu ve salonda büyük takdir topladı. Dünya’nın neresinde olursam olayım, taksici, otel, restoran görevlisi, temasta olduğum yerel herkesle kısa da olsa sohbet etmeye çalışırım. Nairobi’de sohbet ettiğim istisnasız herkes, yine son iki üç yıldır Dünya’nın her yerinde gördüğüm gibi artan fiyatlar, hayat pahalılığı ve geçim darlığından şikayetçiydi. Ekonominin mevcut durumundan memnun olan bir muhatapla karşılaşmadım. Ekinliğin düzenlendiği, Kenyatta Kongre Merkezi’nde konuşulanlar, yaşananlarla, sokaktaki hayat arasında derin bir farklılık vardı. Bir terslik olduğu, olacağı belliydi. Nitekim Kenya dönüşümden birkaç hafta sonra, yeni vergi artışlarına karşı yapılan protestolarda, onlarca kişi yaşamını yitirirken, hükümette önemli değişikliklere gidildi, vergi artışlarına dönük kararlarsa iptal edildi. Dünya’nın birçok bölgesinde olduğu gibi, yönetici elitler ve halkın gündemi arasında geniş farklılıklar Afrika’da da söz konusu.
1,5 milyarlık nüfusuna, her üç yılda bir 100 milyon kişinin eklendiği, hızla şehirleşen, satın alma gücüne göre yıllık ekonomik büyüklüğü 9 trilyon $’ı bulan Afrika’nın, ülkemiz iş dünyası için önemi büyük. Yalnız, Kenya, Tanzanya ve Uganda gibi Doğu Afrika ülkelerinde değil, Sahraaltı ülkeleri başta olmak üzere, Kıta’nın genelinde, ticaret, yatırım ve altyapı inşasına dönük, firmalarımız açısından geniş fırsatlar mevcut.
Kenya’daki toplantılarda, coğrafi uzaklığa rağmen, özellikle önemli bir tarımsal ürün üreticisi ve ihracatçısı olması sebebiyle Ukrayna’ya ve Ukrayna’da yaşananlara, Afrika ülkelerinin pek de kayıtsız kalmadığını ve iş dünyalarıyla beraber, gelişmeleri yakından takip etmeye çalıştıklarını da gözlemledim. (2)
2024’te de Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasında, Türk şirketlerinin, 3. ülkelerin firmalarıyla iş birliğine ilişkin projeler geliştirdik, kritik etkinliklere katılım sağladık
Ukrayna’nın yatırıma, istihdama ve üretime her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde, mevcut yatırımların korunması, ülkeye yeni yatırımların çekilmesi ve yeniden inşa faaliyetlerinin savaş sırasında bile sürdürülmesi kritik öneme sahip. Bu noktada, özellikle öncelikli sektörlerde ve Ukrayna’nın görece güvenli bölgelerinde yeniden imar ve inşa faaliyetlerinin savaş esnasında da gerçekleştirilmesi, hem ülke ekonomisini hareketlendirerek Ukrayna’nın kendi kendine yeterlik düzeyini yükseltecek, hem de halka ve iş dünyasına moral verecektir. Son on yıllarda Dünya’da gerçekleştirilecek en büyük yeniden imar ve inşa faaliyeti olacak Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasında daha küçük ölçeklerde, hataların eksiklerin anlaşılması, geniş perspektifte optimum, etkin, doğru modellerin oluşturulabilmesi için zemin hazırlarken, yeniden imarın ve iyileştirmelerin daha güçlü, hızlı ve etkin yapılabilmesi için altyapı oluşturacaktır. Bu bakış açımızın, özellikle de Ukrayna’ya ciddi finansman sağlayan ülkelerin karar vericilerine, iş dünyalarına mümkün olan her ortam ve platformda anlatılması için 2024 yılında birçok etkinlik düzenlerken, beş kıtadaki ilgili çok sayıda organizasyona da katılım sağladık. Şüphesiz, üçüncü ülkelerin şirketleriyle, şirketlerimiz arasında Ukrayna’da başlayacak işbirliği, Orta Asya, Kafkaslar, Kuzey ve Sahra Altı Afrika’sı, Ortadoğu, Batı Balkanlar ve Doğu Avrupa gibi başka bölgelerdeki ikili, üçlü işbirlikleri için de model oluşturacaktır.

Türkiye Ukrayna Japonya İş Forumu, tek seferlik bir etkinlik değil, işbirliğini geliştiren, uzun vadeli bir platform oldu
2023 yılında tarihi bir etkinlik olarak organize ettiğimiz Türkiye Ukrayna Japonya İş Forumu, başarısı ve oluşturduğu ekosistemle, Türk iş dünyasının, Japon şirketleriyle, Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasında beraber hareket etmesi için bir seferlik değil, uzun vadeli bir platform işlevi gördü. Nitekim bu yılın Şubat ayında, iki ülke başbakanlarının onurlandırmalarıyla Tokyo’da gerçekleştirilen Ukrayna Japonya İş Forumu’na 300’ün üzerinde Japon ve Ukraynalı iş insanı katılım gösterirken, bu iki ülke dışında yalnızca Türk iş insanları foruma iştirak etti. Organizasyonda imzalanan iş birliği protokollerinde firmalarımızın da yer aldığını gördük. Japonya’nın, Ukrayna Büyükelçiliği’nde, bu forumun takibi nitelendiğinde Kiev’de düzenlenen etkinlikte sunulan, forumun sonuç raporunda Türk iş dünyasının iki ülkenin işbirliğindeki özel konumuna atıfta bulunulduğunu görmekse, doğru yolda olduğumuzu bizlere bir kez daha göstermiş oldu.
Ukrayna’nın Yeniden İmar ve İnşa Forumları’nın üçüncüsü Berlin’de düzenlendi
Ukrayna’nın hükümetler nezdinde organize edilen yeniden inşa ve imar forumlarının üçüncüsü, 2022’de İsviçre’nin Lugano ve 2023’te İngiltere’nin Londra şehirlerinden sonra, bu yıl Almanya Şansölye’si Olaf Scholz’un ev sahipliğinde Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirildi. Organizasyonda, Alman ve Ukrayna firmaları dışında en geniş katılımının yine ülkemiz iş dünyası tarafından gerçekleştirildiğine tanıklık ettik. Enerji ve altyapı başta olmak üzere farklı sektörlerden, Ukrayna’da hali hazırda iş yapan, eli taşın altında olan çok sayıda Türk firmasının, foruma katılımının, uluslararası finans kurumlarının yetkilileri, hükümet temsilcileri, gazeteciler ve iş dünyasının mensupları tarafından takdir ve taltif edildiğini forum esnasında sıklıkla gözlemledik. Aynı sektörde, rekabet içinde bile olsalar firmalarımızın uluslararası arenada birlikte olmasının getirdiği sinerjinin nasıl da onların rakip olmasının çok ötesine geçtiğini, memleketimiz, iş dünyamız açısından bunun ne kadar da kıymetli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Bu kapsamdaki 4. forum, gelecek yıl, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin ev sahipliğinde, 10-11 Temmuz tarihlerinde İtalya’nın başkenti Roma’da gerçekleşecek. İş dünyamızın, Ukrayna’daki son gelişmelerin de ışığında bu etkinliğe daha da geniş bir tabanda ve çeşitlilikte katılımı önem kazanıyor. 2025’te, Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği’nin de desteğiyle, Roma merkezli olarak kurulması planlanan Türkiye İtalya İş Derneği, bu anlamda, mevcut altyapıyı destekleyecek bir faktör olacaktır. Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasında Türk ve İtalyan şirketleri için, iki ülke ve iş dünyaları arasındaki harika ilişkilere rağmen yeterince işlenememiş ciddi bir potansiyel var.

Friedrich Ebert Vakfı, Ukrayna’nın yeniden imarına, Ukrayna’nın üç komşusu, Türkiye, Polonya ve Romanya’nın daha etkin katkısı için hazırladığı raporda, TUİD’in öneri ve görüşlerine de yer verdi
Almanya’da, iktidardaki Sosyal Demokrat Parti’yle bağlantılı olmakla birlikte bağımsız bir politika yürüten ve Almanya’nın Sosyal demokrat kökenli başbakanı Friedrich Ebert’in ismini taşıyan Friedrich Ebert Vakfı (FES), Viyana Uluslararası Ekonomik Etütler Merkezi aracılığıyla, Ukrayna’da daha etkin ve başarılı bir yeniden imar faaliyeti gerçekleştirilebilmesi için Türk, Romen ve Leh şirketlerinin katkısına dönük bir araştırma raporu hazırladı. Bu raporun değerlendirilmesi, Almanya’da başbakanlık, meclis, ilgili bakanlıklar gibi karar alıcı kurumlara sunulmadan, daha da mükemmelleştirilebilmesi için, Türkiye, Almanya, Avusturya, Polonya ve Romanya’dan iş insanları, akademisyenler ve düşünce kuruluşu temsilcilerinden oluşan kısıtlı sayıda katılımcıyla Viyana’da iki gün süren çalışma toplantısı düzenlendi. Özenle hazırlanmış bu rapor, TUİD’in, Ukrayna’da yeniden imar ve inşa faaliyetlerine savaş devam ederken de, görece güvenli bölge ve öncelikli alanlarda başlanmasına ve Ukrayna’da zaten sahada etkin bir güç olan, ülkeye ve bölgelere hakim, 30 yılı aşan deneyimiyle Ukrayna’da, geniş makine parkı ve uzman iş gücüyle faaliyet gösteren Türk firmalarıyla, adı geçen ülkelerin şirketlerinin işbirliğinin artırılması için çalışmaların hızlandırılmasının ne kadar önemli olduğuna dönük tezleri ilgi çektiği kadar, güçlü destek de aldı. TUİD’in görüş ve önerileri genel bir kabul görürken, sonuç raporunda yer buldu.

Türk Fin, İnşaat ve Mühendislik Forumu’nu İstanbul’da gerçekleştirdik
Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasına dönük olarak, Türk iş dünyası, Japonya, Güney Kore, Fransa, Almanya, İngiltere, Amerika, Avusturya ve Dünya’nın birçok ülkesinden şirketlerle işbirliği yapabilir, yapmalıdır da. Yıl içerisindeki gelişmelerin de etkisiyle, bu yıl, Ukrayna’ya büyük destek veren İskandinav ülkelerinin şirketleriyle işbirliğini geliştirmeyi önceliklendirdik. Bu ülkeler, Ukrayna’ya somut, etkin, istikrarlı ve uzun vadeli destek veriyorlar.
Türk firmalarının, Ukrayna şirketlerinin de katılımıyla, Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasında, İsveç, Finlandiya, Norveç gibi İskandinav ülkelerinin şirketleriyle işbirliği, bu ülkelerin kurumlarının finansa erişim imkanları, teknolojik üstünlükleri, Türk şirketlerinin avantajlarıyla birleştiğinde, güçlü bir Ukrayna ekonomisi için yerinde bir uyum, güzel bir sinerji oluşturacaktır. Bu çerçevede, Finlandiya’nın önde gelen makine ekipman üreticisi ve teknoloji firmalarını bir araya getiren, üyeleri arasında Kone, Wärtsilä, Konecranes, Tikkurila ve Peikko Group gibi Fin sermayeli Dünya devlerinin yer aldığı East Office of Finnish Industries ile birlikte, Finlandiya’nın Ankara Büyükelçiliği ve Fin firmalarının yatırım, ticaret ve inovasyon potansiyelini desteklemekle yükümlü Finlandiya’nın devlet kuruluşu olan Business Finland’ın destekleriyle, Ukrayna’nın odağında yer aldığı ancak Orta Asya ve Kafkaslar’da da Türk, Ukrayna ve Fin firmaları arasındaki işbirliğini kolaylaştırmak amacıyla, Türkiye Finlandiya İş Forumu’nu İstanbul’da düzenledik. Toplam ciroları 70 milyar €’yu aşan East Office of Finnish Industries’e üye firmaların tamamına yakını iki gün süren etkinliğe katılım gösterdi.

Böylece adeta, İstanbul’da bir tarihe tanıklık ettik ve ilk kez İskandinavya’dan bir ülkenin, Finlandiya’nın firmalarıyla, Türk şirketleri üçüncü ülkelerde işbirliği için bir araya geldi. Fin firmalarının inovasyon yetenekleri, mühendislikte ulaştıkları yüksek seviye, teknolojik imkanları ve rekabetçi finansmana ulaşım olanaklarıyla, Türk firmalarının, Batı Balkanlar’dan, Orta Asya ülkelerine, Doğu Avrupa’dan, bugün artık Afrika’nın tümüne yayılan güçlü mevcudiyetleri, sahadaki iş yapabilme kapasiteleri, sahip oldukları makine parkları ve güvenilir ve dinamik iş yapabilme özelliklerinin birleşmesi şüphesiz müthiş bir sinerji oluşturacaktır. (3)
Türkiye İsveç, Ukrayna’nın Yeniden İmar ve Yapılanması Semineri Stokholm’de düzenlendi
Aralık ayında, İsveç’in başkenti Stockholm’de, İsveç Dışişleri Bakanlığı’nın Grand Salonu’nda düzenlenen Türkiye İsveç, Ukrayna’nın Yeniden İnşa Semineri, tarihe düşülen bir başka not oldu. İki gün süren organizasyon, onlarca İsveç devlet kurumunun ve şirketinin temsilcileriyle, Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği ve Ukrayna’da savaş öncesi ve savaş sonrası aktif faaliyette bulunan tek uluslararası inşaat firmaları olan iki Türk inşaat firmamız ve aynı zamanda yönetim kurulu üyelerimiz de olan Doğuş ve Onur İnşaat’ın da katılımıyla gerçekleşti. Kendileriyle beraber yaptığımız sunumlarla, İsveç devlet kurumlarının ve iş dünyasının temsilcileriyle, Ukrayna’daki son durumu ve iş dünyamızın konumunu bu etkinlikte sahadan paylaşma imkânı bulduk.

İsveç şirketleri, sadece İskandinavya’da değil, aynı zamanda küresel ölçekte, makine, ekipman üretimi, mühendislik ürünleri, havacılık, madencilik gibi sektörlerde sahip oldukları teknolojik imkanlar ve getirdikleri inovatif çözümlerle rekabetçi ürünlere sahipler. Çevre teknolojileri, iletişim, ağaç işleme sanayi ve yenilenebilir enerjide getirdikleri çözümlerle de dünyada adlarından sıkça söz ettiriyorlar. İsveçli firmalar, proje finansmanlarını çoğu zaman beraberlerinde getirebiliyorlar. Uygun finansmana hızlı ve güçlü erişime sahipler. Türk inşaat ve altyapı şirketlerinin Kafkasya, Orta Asya, Kuzey Afrika, Sahra Altı Afrika, Doğu Avrupa ve Batı Balkanlar’daki aktif varlığı ve Ukrayna’daki mevcut yapılanması da göz önüne alındığında Türk, Ukrayna ve İsveç şirketlerinin bir araya geldiği, özellikle makine ekipman tedariki, altyapı yatırımları ve teknoloji alanlarındaki işbirliği yeni kapılar açacaktır. Bu anlamda bu organizasyon, harika bir ilk adım, güzel bir başlangıç oldu. (4)
Türkiye Almanya Enerji Günleri
Bu yıl 6.’sı düzenlenen Türkiye Almanya Enerji Günleri, geniş bir katılımla Türk ve Alman enerji şirketlerini Berlin’de bir araya getirdi. Federal Almanya Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi ve İklim Politikaları Bakanı Robert Habeck’in forumda, Bakanlık Müsteşarı’nın ise Büyükelçiliğimizde yaptığı konuşmalarda, gündemle ilgili olmasa da iki kere Ukrayna’ya atıfta bulunmaları, bu ülkede birlikte gerçekleştirilebilecek ortak projeler, yapılacak işbirlikleri yoluyla, Türk ve Alman iş dünyalarını, aslında nasıl birbirlerine daha da yakınlaştırmanın mümkün olabileceğini bizlere bir kez daha hatırlattı.
AB’nin itici motoru Almanya her ne kadar motor son zamanlarda biraz teklese de, Birliğin hâlâ tartışmasız majör gücü. Ukrayna’ya, Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra en çok finansal yardımı yapan ülke. Ukrayna’nın ikinci büyük dış ticaret partneri. AB üyesi bir Ukrayna’da, yabancı sermaye yatırımlarında da birinci sıraya yükselecektir. 2025 yılında hedef ülkelerimizden biri şüphesiz Almanya olacaktır.
Türk iş dünyasının yurtdışındaki en büyük organizasyonu, TÜRKONFED International, TUİD’in başkanlığında, başarılı bir yıl geçirdi
Yurtdışında, birbirinden bağımsız Türk iş dernek ve odalarını bir araya getiren ve ülkemiz iş dünyasının kurumlar bazında yurtdışındaki en büyük organizasyonu olan, başkanlığını yaptığımız Türkonfed International etkin ve verimli bir yıl geçirdi. 2024’te kurulan, Türk Litvan Ticaret Odası’nın katılımıyla kurumun, faaliyette bulunduğu ülke sayısı 77’ye çıktı. Türkonfed International olarak, Almanya’ya, AB’nin başkenti Brüksel’e ve Amerika’da San Francisco ve Silikon Vadisi’ne heyet seyahatleri düzenlerken, aralarında, Latin Amerika, Kuzey Amerika, Afrika, Asya ülkelerinin de yer aldığı onlarca ülkede, Türkonfed International’in faaliyetleri hakkında, Büyükelçilerimize, iş dernekleri ve ticaret odaları başkanlarına, ticaret müşavirlerimize ve iş dünyasının temsilcilerine sunumlar yaptık, bilgi verdik. Bu görüşmelerde, Ukrayna’da Türk iş dünyamızın faaliyetleriyle, Türkiye Ukrayna ekonomik ilişkilerinin mevcut durumunu aktarırken, Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasında farklı ülkelerdeki Türk şirketleri arasında geliştirilebilecek ortak çalışmaların yararına ilişkin düşüncelerimizi de muhataplarımızla paylaşma imkânı bulduk.
2025’te Türkonfed’e üye derneklerin katılımıyla, faaliyette bulunduğumuz ülkelerde her çeyrekte en az bir ekonomik etkinlik yapmayı planlıyoruz. Aynı şekilde yıl içerisinde iki yönetim kurulu toplantımızı da Türkiye ve Ukrayna dışında bir ülkede, yan etkinliklerle birlikte gerçekleştireceğiz. Bu seyahatlere üyelerimizin katılımını da teşvik ediyoruz. Ukrayna’ya gelmenin lojistik olarak çok daha güç olduğu bu dönemde, mevcut durumu ve imkanları anlatmak için, sahadaki varlığımızı, TUİD yönetim kurulu olarak önümüzdeki yıl daha da artıracağız.
Günümüzde rekabet öyle seviyelere ulaştı ki, artık her seferinde daha farklı işbirliği olanaklarını keşfetmek, sürekli yeni projeler geliştirmek, üçüncü ülkelerde ikili, üçlü, çoklu işbirliklerine giderek, eksikleri, artıya çevirmek bir tercihten ziyade zorunluluk haline geldi. Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği ve Türkonfed International olarak, ülkemizden daha çok ihracat yapılması, iş dünyamızın yurtdışında daha çok iş alması ve karşılıklı yatırımların artırılması için bu yıl da şevkle çalışmaya devam edeceğiz.
Ukrayna’nın yeniden imar ve yapılanmasında Türk ve üçüncü ülkelerin firmalarının işbirliği yaygınlaşmalıdır
Türk ve üçüncü ülke firmaları arasında, sayılan bölgelerde ve ötesinde teknoloji, finansmana erişim, makine parkı, nitelikli işgücü, organizasyon becerisi, know-how, sahada varlık gösterebilme, deneyim, ilişki ve risk yönetimi kapasitesi gibi kriterlerde birbirlerini tamamlayan özelliklerinin sinerjiye, sonuca dönüştüğü platformlara bir yenisi olarak eklenmesi ve bütünleştirici başka faaliyetlerin de önünü açmasını diliyorum. Türk firmalarının, başta Ukrayna olmak üzere, yurtdışında yeni pazarlara ulaşması, daha çok müteahhitlik hizmetleri gerçekleştirmesi için yapılan çalışmalara, bu ve benzeri faaliyetlerle destek vermeye, Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği ve başkanlığını yaptığım, ülkemiz iş dünyasının yurtdışında dernekler bazında bir araya geldiği en büyük organizasyonu olan Türkonfed International olarak devam edeceğiz.

Sosyal Sorumluluk Projelerine desteğimiz devam etti
Ukrayna’da, savaşın ilk aylarında, II. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük çocuk tahliye operasyonlarından biri, muhtemelen de en büyüğü yapıldı ve 3.500 Ukraynalı çocuk, Türkiye’ye götürülerek, yaklaşık 3 yıl süreyle ülkemizde misafir edildi. Ukrayna merkezli Savaşsız Çocukluk Vakfı tarafından gerçekleştirilen bu projeye, Türkiye’den ve Ukrayna’dan maddi ve manevi katkıda bulunan birçok kurum ve kişi arasında Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği de yer aldı. Projenin kapanışında sürece katkıda bulunanlara, geçtiğimiz günlerde Kiev’de düzenlenen bir törenle teşekkür edilirken, Türk iş dünyasını temsilen, Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği’ne bir teşekkür plaketi takdim edildi. Savaşsız Çocuklar projesinin bir parçası olan, 1000 gün sonra Türkiye’den, memleketlerine dönen ve ülkemizde bulundukları yaklaşık üç yılda dilimizi, kültürümüzü öğrenen, Türkiye’ye dair unutulmayacak anılar biriktiren bu binlerce Ukraynalı çocuk, Türkiye ve Ukrayna arasında kurulan gönül köprülerini daha da güçlendirecekler.

Ukrayna’daki Çocuk Hastanelerine cerrahi alet desteği sağladık
Ukrayna’nın bu yıl Türkiye’deki Milli Günü’nün onur konuğu olan ve Ukrayna’da savaş dönemindeki hizmetlerinden dolayı Cumhurbaşkanı Zelenski tarafından devlet üstün madalyasına layık görülen, Prof. Dr. Hakan Ağır’la birlikte, Ukrayna’da, Lviv, Ivano-Frankivsk ve Kiev’de bulunan dört çocuk hastanesine cerrahi alet setleri bağışladık. Prof Dr. Hakan Ağır, kendi uzmanlığı olan plastik rekonstruktiv cerrahisi alanında, savaş öncesinde başlattığı, savaş döneminde de sıklıkla organize ettiği Ukrayna seyahatlerinde, Lviv, Dnipro gibi şehirlerde devam ettiği çalışmaları kapsamında, özellikle ihtiyacı sahibi Ukraynalı çocukları ücretsiz olarak ameliyat ederken, bu alanda Ukraynalı cerrahlara eğitim veriyor, onları yetiştiriyor. Organ kayıplarının ve organ zararlarının, savaş şartlarında astronomik olarak arttığı bir ortamda, Profesör Ağır’ın ve meslektaşlarının çalışmaları her türlü övgünün çok ötesinde.
Merhum üyemiz, TUİD’in unutulmaz başkanvekili Ali Bulut adına Türk ve Ukraynalı ziraat fakültesi öğrencilerine verdiğimiz yüksek öğrenim bursu 2024’te de devam etti. Aynı şekilde uygun adaylar buldukça, deprem felaketinden etkilenen üniversite öğrencilerine de burs vereceğiz.

Bu yıl, coğrafi mesafeye rağmen, gönlümüzdeki yeri farklı olan mazlum Filistin halkına dönük insani yardım faaliyetlerine sembolik olsa da katkıda bulunduk.
2022 yılının savaşın başladığı yıl olması, 2023’te ise yaşadığımız deprem felaketi, adeta bir yardımlaşma vakfı bütçesi öncelikleriyle hareket etmemize yol açmıştı. Bu yılsa, sosyal sorumluluk projelerine dönük bütçemizi, iş dünyamızın genel durumunu da göz önünde tutarak daha sınırlı tuttuk.
2024 yılında da onurlandık
Kurucumu üyemiz Onur Group’un, Ukrayna’daki genel koordinatörü ve Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği yönetim kurulu başkanvekili Emre Karaahmetoğlu’na, III. Derece Ukrayna Devlet Üstün Hizmet Madalyası, Ukrayna’ya ve iki ülke ilişkilerine savaş öncesi ve sonrası yaptığı üstün katkılardan dolayı, Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski tarafından takdim edildi. Geçtiğimiz yıl ise Onur Group Yönetim Kurulu Başkanı Onur Çetinceviz’e II. derece Devlet Üstün Hizmet Madalyası takdim edilmişti, zira Çetinceviz, Ukrayna’daki ilk madalyası olan III. Derece devlet nişanını 20 yıl önce, dönemin cumhurbaşkanı Kuçma zamanında almıştı.

Türkiye, Ukrayna’yla 33 yıllık dış ticaret tarihinde ilk kez bu yıl dış ticaret fazlası verecek
Savaş öncesi son yıl olan 2021 senesinde Türkiye Ukrayna dış ticareti 7,5 milyar $ olarak gerçekleşirken, 2022 ve 2023 yıllarında dış ticaret hacmiminiz bu dönemde Ukrayna’nın dış ticaretindeki %30’a varan küçülmeye rağmen sırasıyla 7,7 ve 7,4 milyar $ olarak gerçekleşmişti. Bu dönemde iki yıl üst üste ihracatı rekoru kırdık. Buna karşılık Ukrayna’nın her yıl ülkemize yaptığı ihracatı daha da geriledi. Bu yılın ilk 11 ayındaysa, geçen yılın aynı dönemine göre Ukrayna’dan ülkemize yapılan ihracattaki daralma %28 gibi yüksek bir seviyeye yükseldiği için ikili dış ticaret hacmimizde, yıl sonu itibarıyla %15 civarında bir küçülme meydana gelecektir. Buna karşılık ihracatımız özellikle makine ekipman, petrokimya ürünleri ve taşıt araçları gibi alanlarda güçlü bir biçimde seyrettiği için, iki ülke ticari ilişkilerinin 33 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye, Ukrayna ile dış ticaretinde fazla vermiş olacak.

Üyelerimizin rekor aidat verdiği bu yıl, bütçe disiplininden de taviz vermedik
Türkiye Ukrayna dış ticaretinin bile daraldığı, yıkıcı, yoğun tempolu savaşın üçüncü yılının yaşandığı bir yılı geride bırakıyoruz. Ukrayna’da faaliyette bulunan üyelerimizin çok azı kâr elde edebiliyor. Türkiye’de de zor bir ekonomik programın etkileri, sanayici, ihracatçı, ithalatçı, çalışan, toplumun her kesimi tarafından hissediliyor. Üstelik dış pazarların da büyümediği bir dönemde. Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Almanya’da ekonomi 5 yıldır büyüyemezken, Alman sanayisi son on yılda %17 küçülmüş durumda. İhracatımızın yarısını yaptığımız AB ise durgunluktan bir türlü çıkamıyor. Ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin azalmak bir yana arttığı bir dönemdeyiz. 1905 yılından beri Dünya’da seçim sonuçlarının istatistiği tutuluyor ve 120 yıldır ilk kez, 2024 yılında gelişmiş ülkelerde yapılan bütün seçimlerde, hayat pahalılığı ve düşen yaşam standartlarının da etkisiyle, iktidardaki tüm partiler oy kaybettiler. İşte tüm bu sıkıntılara rağmen, Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği’nin faaliyetlerine üyelerimiz maddi manevi sahip çıktılar. Bu sayede, derneğin 20 yıllık tarihinin en yüksek aidat gelirine ulaşıldı.
Geçen yıl, “aidat gelirlerimiz bir önceki yıla göre aynı olmakla birlikte, 2023 aidat gelir hedefimizin %7 gerisinde kaldı. Bu sonuçta hiçbir mazeret kabul etmiyoruz. Aidat ve aidiyet aynı kökten gelir. Toplanan aidat üyelerle kurum arasındaki bağların sağlamlığını gösterdiği gibi aidat, bir derneğin uzun vadede en sağlıklı gelir kalemidir. 2024 yılında, bu eksikliği gidermek ve onlarca kriter arasında tutturamadığımız bu tek kriterde, yönetim kurulu olarak ilk günkü azim ve kararlılıkla başarılı olabilmek için gereğini yapacağız.” diye yazmıştım. Bu yıl, büyük fedakarlıklar ve Cenab-ı Allah’ın da yardımıyla, üyelerimize karşı mahcup olmadık.
Aynı şekilde, 2022 ve 2023 yıllarına göre düşmekle beraber, derneğin genel gelirleri de savaş öncesi son yıl olan 2021 rakamlarının üzerinde. Sahip olduğumuz sorumluluğun yönetim kurulu olarak bilincindeyiz. Bu nedenle son üç yıl, 2021 gelirlerinin üstünde gerçekleşen gelirlere rağmen, harcama disiplininden taviz vermediğimiz için, bugün faaliyetlerimizi gelecekte hiçbir gelirimiz olmasa da bu tempoda uzun yıllar sürdürebilecek bir yedek akçe birikimine sahibiz. TUİD, tarihinin en yüksek varlık rakamına 2024 yılında ulaştı. Yurtdışında mali olarak en güçlü birkaç Türk iş insanı derneğinden biri, belki de birincisiyiz.

Bu yıl da yaptığımız çalışmalara destekleri için, Büyükelçimiz Levent Bilgen ve ticaret müşavirlerimiz başta olmak üzere devletimizin Ukrayna’daki kıymetli temsilcilerine, yıl boyunca temasta olduğumuz ülkemizde ve yurtdışında görev yapan ilgili isimlerine ve Ukraynalı yetkililere müteşekkiriz. Ukrayna içindeki paydaş kuruluşumuz Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası ve Ukrayna’da Faaliyette Bulunan İş Dernek ve Odaları Üst Konseyi (ICBAC) çatısı altında beraber yer aldığımız Ukrayna’daki uluslararası iş dernek ve ticaret odalarıyla yakın işbirliğimiz, her yıl olduğu gibi 2024’te de faaliyetlerimizi daha etkin ve verimli gerçekleştirebilmemizde bize önemli katkı sağladı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkonfed, DEİK, DTİK gibi mümtaz kurumlarımızın, Türkonfed International’e üye derneklerimizin varlıkları bile bize güç verdi, veriyor.

TUİD yönetiminde birlikte çalışmaktan onur duyduğum arkadaşlarımla, fedakâr ve hakkı hiçbir zaman ödenemeyecek üyelerimizin birlikteliği tüm engelleri aşmamız için en büyük enerji kaynağımız. 2025’te de TUİD yönetim kurulu ve kadroları olarak ilk günkü heyecan ve şevkle çalışmayı, aynı azim ve kararlılıkla, tüm paydaşlarımız için değer üretmeyi Allah’ın izniyle sürdüreceğiz.
2025 yılında, bu haksız savaşın bir an önce, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü çerçevesinde adil ve kalıcı bir biçimde sonuçlanmasını temenni ediyorum. Tüm siyasi ve iktisadi risklere, Dünya’mızdaki jeopolitik gerçeklere rağmen, gelecek yılın Ukrayna’da umutların yeşerdiği, Ukrayna’nın bölgemizde ve dünyada pozitif olarak ayrışacağı bir yıl olacağına dönük inancımı koruyorum. Ukrayna, önümüzdeki 5 yılda, büyüme, yatırımlar, kalkınma ve refah artışında, halkının dayanıklılığı, güçlü girişimci ruha sahip olması, teknolojiye ve yeniliklere yüksek adaptasyon yeteneği, Dünya’nın ve Türkiye’nin de desteğiyle, yerküremizin yıldız ülkelerinden biri olacaktır.
Bu vesileyle, karşıladığımız yılın aziz milletimiz ve memleketimiz başta olmak üzere tüm Dünyamıza daha fazla ilerleme, barış, refah ve huzur getirmesini diliyorum. 2025’in, siz, aileniz, çalışma arkadaşlarınız, paydaşlarınız ve tüm sevdikleriniz için daha mutlu, sağlıklı, huzurlu, başarılı ve neşeli bir yıl olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim. Mutlu seneler.
Saygılarımla,
Burak Pehlivan
TUİD Yönetim Kurulu Başkanı
Kaynak
(1) Dünya Bankası ve Uluslarası Para Fonu Toplantıları ve sonuçlarını ayrıntılı olarak değerlendirdiğim video. https://youtu.be/1mLcn-S_MZ8?si=0UupSyOJh0q4GZeO
(2) Afrika Kalkınma Bankası Genel Kurulu’nun arka planında, özelinde Kenya ve genelinde Afrika’daki iş ve yatırım fırsatları. https://youtu.be/1PHzbTjVCyk?si=ihUQIhQL3OhHreHN
(3) Finlandiya İş Forumu https://youtu.be/-AFkJeqze_k?si=9QIsZS2atOLg7FmD
(4) Türkiye İsveç Forumu’nun geniş bir değerlendirmesi değerlendirmesi: https://youtu.be/FuyfJ3Fuy6E?si=PdB0jzaEEiIax2MO


