Avrupa Birliği, Rusya’nın saldırılarıyla tahrip edilen Ukrayna’nın kültürel mirasını korumak adına önemli bir adım attı. UNESCO’nun verilerine göre yüzlerce tarihi alan yok olurken, AB bu kültürel yıkıma karşı ek kaynak ayırarak desteğini artırıyor.
Avrupa Birliği, Rusya’nın Ukrayna’daki kültürel alanlara yönelik saldırılarına karşı sessiz kalmadı. Üç yılı aşkın süredir devam eden savaşın yol açtığı tarihi yıkım, AB’nin gündemine güçlü bir şekilde oturdu. UNESCO’nun raporuna göre, şu ana kadar 150’si dini yapı olmak üzere 500’den fazla kültürel mekan hasar gördü ya da tamamen yok edildi.
Bu saldırılar, yalnızca yapıları değil, Ukrayna halkının tarihini, kimliğini ve kolektif hafızasını hedef alıyor. Bu nedenle Avrupa Birliği, bu alanların korunması için ek 2 milyon euro daha kaynak ayırdığını açıkladı.
“Bu sadece bir toprak savaşı değil, değerlerin savaşı”
AB Kültür Komiseri Glenn Micallef, Euronews’e verdiği özel demeçte, Rusya’nın saldırılarını sıradan askeri hamleler olarak görmediklerini belirtti. Micallef’e göre, bu saldırılar, doğrudan bir milletin kimliğine ve kültürel varlığına yönelik kasıtlı bir yok etme planı.
“Düşmanlarımız, yani Rusya, bir ulusun yalnızca haritadaki sınırlarla tanımlanamayacağını biliyor. Bir ulus, onun insanları, gelenekleri, kültürü ve değerleridir. Bu yüzden Ukrayna’nın kültürüne yapılan saldırı, Avrupa’nın kültürüne yapılmış sayılır,” dedi Micallef.
Ukrayna’nın yeniden inşasında kültür başrolde
Geçtiğimiz günlerde İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen “Ukrayna’nın Yeniden İnşası Konferansı”nın gündeminde de kültürel miras önemli yer tuttu. Avrupa Komisyonu ile 22 AB üyesi ülke, “Takım Avrupa” adı altında hareket ederek, Ukrayna kültürünün korunmasını öncelikli hedef olarak belirledi.
AB, 2025 yılı itibarıyla Ukrayna’nın kültür alanına sağladığı toplam desteği 7 milyon euroya, savaşın başlangıcından bu yana ise 48 milyon euroya yükseltti. Bu katkılar sadece maddi değil, aynı zamanda politik bir mesaj niteliğinde.
Kültür hedefteyse, demokrasi de tehdit altındadır
Micallef, konuşmasında kültürel varlıkların bilinçli olarak yok edilmesinin sadece fiziksel bir kayıp olmadığını, bunun aynı zamanda uluslararası hukukta savaş suçu olarak değerlendirildiğini de hatırlattı.
“Demokrasiye yönelmiş her saldırıda, ilk hedef daima kültür olur. Ancak kültür aynı zamanda en güçlü savunma kalkanıdır,” diyen Micallef, kültürün korunmasının sadece Ukrayna için değil, tüm Avrupa’nın geleceği için elzem olduğunu vurguladı.
UNESCO raporlarına göre, saldırılar sonucu harabeye dönen yapılar arasında Odesa’daki Transfigürasyon Katedrali ile Zaporoje bölgesindeki Popov Malikanesi öne çıkıyor. Bu yapıların her biri, Ukrayna tarihinin ve kimliğinin somut yansımaları olarak kabul ediliyor.
Rusya’nın bu alanlara yönelik saldırıları, sadece cephe hattında değil, aynı zamanda Ukrayna’nın kültürel hafızasında derin yaralar açıyor.


