SİNAN ŞEN / Unice Multibrand Türkiye Ortağı & Unice Multibrand Kurucusu

Tarih: 2020/10/30 9:47:31

SİNAN ŞEN / Unice Multibrand Türkiye Ortağı & Unice Multibrand Kurucusu

Biyografi

Sinan Şen, İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Bir süre gazetecilik yaptı. 1989 yılında Saner Dış Ticaret’in İhracat Bölümü’nde çalışmaya başladı; aynı yapı içinde kurulan Osaka Kimya için Türkiye’ye getirttiği yapıştırıcı ve sızdırmazlık ürünlerinin proje yöneticiliğini üstlendi. 1991 yılından itibaren ise General Electric silikonlarının Türkiye temsilciliğini yürüttü.

Sinan Şen, 1995 yılında ilk şirketini kurdu ve “Hercul” markasını yaratarak yapıştırıcı ve sızdırmazlık ürünleri üretti; bu ürünleri Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Suriye’ye ihraç etti. Daha sonra markasını satarak kozmetik sektörüne girdi.

Sinan Şen, Ukrayna’daki ilk  şirketini 2006 yılında kurdu.

2011 yılında ilk çok katlı pazarlama şirketini Türk ortağı ile birlikte yine Ukrayna’da hayata geçirdi, bu ortaklık 2017 yılına kadar sürdü.

Kozmetik sektöründeki hızlı ilerleyişini sürdüren Sinan Şen, 2017 yılında çok katlı pazarlama dünyasına “multi brand” yaklaşımını getirerek Ukrayna’da Unice Multibrand’i kurdu ve kısa sürede Ukrayna’da sektör lideri konumuna yükseldi.

2020 yılında ise Türkiye’deki ortaklarıyla birlikte Unice Multibrand Türkiye’yi faaliyete geçirdi.

Sinan Şen, Unice Multibrand’in globalleşme çalışmalarını Türkiye’den sonra Romanya, Polonya ve Fas’ta sürdürecek.

 

 

SİNAN ŞEN RÖPORTAJ NOTLARI

Unice Multibrand’i Ukrayna’da nasıl hayata geçirdiğinizden ve “multi brand” konseptinden söz eder misiniz?

 

Türkiye’nin çok katlı pazarlama şirketlerinden biri ile 2011 yılında Ukrayna’da faaliyete başladık. Şirket Ukrayna’da belli bir noktaya ulaşmış olsa da “mono brand” yani tek marka olmanın, bu nedenle de üretici şirketin yönlendirmelerinden direkt etkilenen bir ticari anlayışın sıkıntılarını yaşıyorduk. Daha o günlerde aklımda tek bir üretici yerine çok üreticiye-markaya geçme alternatifi vardı. Ortağım ile yollarımız ayrılınca “multi brand” konseptini kurguladım. Bağımsız olarak kendi politikamızı oluşturabilme düşüncesi ağır basıyordu ve bu konseptin çok faydasını gördüm. Üretici, lider, sponsor gibi unsurlara dikkat edip, çok kaliteli ürünleri işin uzmanından alıp uygun fiyatla tüketiciyle buluşturarak kısa sürede Ukrayna’da sektör birincisi olduk.  

 

 

Üretici firmalar, “multi brand” konseptine nasıl bir tepki verdi?

Çok desteklediler, onlar için de ilginç ve önemli bir oluşumdu. Tek markadan çok markaya geçmeyle ilgili tabii ki bazı firmalarda soru işareti vardı ama sektörde kendimizi ispatlamış olmamız nedeniyle hızlı bir adaptasyon sağladık. Biz klasik bir satış şirketi değiliz, bir iş imkânı da satıyoruz; her üç veya dört ayda bir çıkarttığımız kataloglar birer plandır. O planlar dahilindeki başarılara göre primler, ödüller, unvanlar verilir.

 

 

“Multi brand” konseptinin dezavantajları var mı?

 

Ürün ve sağlayıcı sayısı arttıkça tüketiciyle iletişimde sıkıntılar doğabiliyor. Sonuçta yaptığınız iş tek satış değil; çok renkli bir satış. Bu durumu destekleyici bazı unsurlarla aştık. Sosyal medya üzerinden katalog göndermek, elektronik katalog, bülten gibi pek çok yöntemle ürün bilgisini de hızlıca oturtmak gayreti içinde olduk. Genelde insanlar üç haftalık periyotta 1.500 kalemlik ürünü öğrenmeye yetişemiyor. O nedenle Türkiye’de ayda bir katalog yayınlayacağız; Türkiye’de okuma eğilimi daha az çünkü.

 

 

Türkiye pazarındaki hedefleriniz nedir?

 

 

Türkiye hedefi, birinci olmak, lider olmak. Çünkü lider olmak hem insanları hem şirketleri zinde tutar, uyanık tutar, dikkat içinde çalışmasını sağlar, konfor bölgelerinin oluşmasını engeller. Bütün bunlar bizi lider olmaya zorluyor zaten. Liderlik iddiası olmayan hiçbir şirket, hiçbir kurum uzun vadede başarılı olamaz. Hiçbir zaman ucundan kıyısından bir şeyler alayım mantığında olmadım. Ortaklarımı da bu düşünce yapısına sahip olanlardan seçmeye gayret ettim. Lider kişi önder kişidir, yol göstericidir; şirketler için de aynı şey geçerli. Yol gösterici, kural koyucu, piyasa belirleyici, konsept çizici; bunlar sizi ayrıştırır zaten. Daha çok konuşulursunuz, daha çok eleştirilirsiniz, daha çok rekabetin tehdidini hissedersiniz. Bütün bunlar sizi daha iyi şeyler yapmaya zorlar, lüzumsuz kazanç hırslarından uzaklaştırır. Zaten günümüzde “kazan kazan” en yaygın söylem bu. Biz bunlara dikkat ediyoruz, bunlar bizi liderlik yolunda motive ediyor, zaten lider de olacağız.

 

 

Türkiye çok katlı pazarlama sektörü nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Türkiye’de özellikle son beş yıldır oldukça tahrik edilmiş bir network pazarı söz konusu. Hızlı büyüme beraberinde yoğun bir beklenti getirdi, büyümenin algoritması hatalı olduğundan beklentiler karşılanamaz hale geldi. Bu da özellikle girişimci kadınlarda hayal kırıklığı yarattı. Pek çok kişide düzgün, sistemli, kendi içinde bir kültüre sahip olan ve bu kültürü çevreye de yansıtabilecek, çok seçenekli ve uygun fiyatlı bir konsept beklentisi zaten bir süredir var. Biz bu beklentiyi karşılayacağız. Ayrıca Türkiye’de alışılageldiğinden farklı olarak herkesin sürekli aktif olacağı bir yapılanma içindeyiz. Bunu zorlayan bir yapımız var. Çünkü halihazırda Türkiye’deki sistemde yaşanan sorunların nedeni de konuya bu şekilde yaklaşılmamış olması. Girişimci kadınlar için hakkaniyetli kazanç ve tüketiciler için de kalite ve fiyat dengesini “analitik düşünce, felsefe, stabilite” olmak üzere üç unsurla sağlayacağız. Bunlara hâkim olduğumuz için Türkiye pazarından çok ümitliyiz.

 

 

Ukrayna’daki Unice Multibrand’den sonra, ondan bağımsız olsa da Türkiye’nin iki önemli kozmetik şirketiyle Unice Multibrand Türkiye’yi kurdunuz. Globalleşme yolunda olduğunuzu söyleyebilir miyiz?

 

Evet, globalleşme yolundayız. Unice Multibrand Türkiye’ye felsefe, süreç ve fiziki koşullar anlamında Unice Multibrand Ukrayna’nın tecrübesini aktarıyoruz. Zaten çok uluslu şirket olmanın avantajı da budur. Uluslararası tecrübeler, özellikle yönetimsel anlamda paylaşılarak optimizasyon sağlanır. O yüzden de çok katlı pazarlama şirketlerinin çok uluslu olması kaçınılmazdır esasında. En önemlisi de kadronuzda yetiştirdiğiniz insanlara farklı gelişim ve kariyer alanları sunmanızdır. Türkiye’den sonra sırada Romanya, Polonya ve Fas var. Bu ülkelerde de Türkiye’de olduğu gibi doldurulması gereken bir boşluk gözlemliyoruz.

 

Unice Multibrand Türkiye, Ukrayna’dan bağımsız bir yapıya sahip. Her ülke bağımsız mı olacak?

 

Evet, her ülke kendi yapılanmasını gerçekleştirecek. Ama ortak bir ERP üzerinden, global bir anlayış içerisinde, uluslararası sponsorluğa da izin vererek ilerleyeceğiz. Türkiye’deki bir kadın girişimci Ukrayna’daki sistem içinde de ürün satabilecek. Bir de ürün eşleştirmesi söz konusu olabilir. Bunlar üzerinden tüm ülkeleri birleştirmeyi düşünüyoruz. 

 

 

Niye “Unice” ismini tercih ettiniz?

 

Unice, İngilizcedeki “You are nice” cümlesinin bazı harflerini düşürerek oluşturduğumuz bir marka; Türkçede “sen güzelsin” anlamına geliyor. Gerçekten de insanların güzel hissetmesini istiyoruz. Esasında herkes güzeldir, önemli olan o güzellikleri açığa çıkarabilmektir. Burada biz de rol almak istiyoruz. İnsanların içerisindeki güzelliği açığa çıkartmanın en temel yolu, onları başarılı olmaya teşvik etmek ve bu yolda da uygun platform oluşturmaktır. Çünkü başarı gerçek güzelliktir. Bütün duygular gelip geçicidir ama bir şeyi başarmış olma duygusu kalıcıdır ve insanı bundan daha çok mutlu eden bir şey yoktur.

 

Kadınlara bir kazanç yöntemiyle birlikte başarı ve mutluluk da vadettiğinizi söyleyebilir miyiz?

 

Biz takdir edilme duygusuna önem veriyoruz. Kadın girişimcilerimizi takdir edildiklerini, önemli ve güzel olduklarını, başarılı olduklarını vurgulayarak çoğaltıyoruz. Söylem çok önemli. Biz bu söylemi içeriğimizle de destekliyoruz. Tabii ki başarı demek gelir demek. Çok küçük başarılar bile sizi ayrıcalıkla hale getirir. Biz de kadınlara bir gelir modeli veriyoruz. Üstelik bu gelir modeli dünyada eşine az rastlanır bir şekilde sermaye gerektirmeyen bir gelir modeli. Bir katalog, eş dost, biraz zekâ para kazanmak için de kariyer yapmak için de başarılı olduğunuzun topluluk önünde ilan edilmesi için de yeterli.

 

Teknoloji bu kadar gelişmişken, odağında tamamen insan olan bir işi tercih etme sebepleriniz nedir?

 

Gerçekten de çok insan odaklı bir iş yapıyoruz ve dezavantajları da var. Bunlardan arınmak için ilkeli olmamız, herkese aynı mesafede durmamız, söylediklerimizi yapmamız ve yapacağımızı söylememiz lazım. Ayrıca ERP içinde bulunmak, servisi ve süreçleri otomatikleştirmek de gerekli. Tartışma konusu olabilecek uygulamalardan kaçınıyoruz. Tabii ki tartışmanın olduğu yerde gelişim vardır, tartışma yoksa hızlı gelişim olmaz.

Unice Türkiye kısır tartışmalar yerine eğitim ve yapılandırmaya önem verecektir.

İnsanın olduğu yerde tartışma, küskünlük, hayal kırıklığı, mutsuzluk çıkabilir. Mutsuz bir kitleden iyi enerji çıkmaz. Bizim amacımız iyi, gerekli enerjiyi yakalamak. Hem çalışanlarımızın hem de bizimle iş birliği içinde sahada çalışan, müşteri ve liderden oluşan kitlenin mutluluğu, keyifle çalışması bizim için çok önemli. Bunlara dikkat ettiğiniz zaman çok insanlı çalışma avantaja dönüşüyor. Bu sefer sizi müthiş bir PR gücü bekliyor. Bizim Ukrayna’da 250 bin kadından oluşan bir saha grubumuz var. Durgun sezonlarda bile en az yüzde 20’si aktif oluyor; yani 50 bin kadın devamlı olarak ürünlerinizi anlatıyor. Siz bunu televizyon ve sosyal medya da dahil olmak üzere başka yöntemle yapamazsınız. Bu insanların her biri bizim temsilcimiz aynı zamanda. Dolayısıyla biz memnunuz. İnsanla çalışmak, sosyalleşmek zaten iyi bir şey. Sosyalleşmek illa sanal ortamda olacak diye bir kaide de yok.

 



Kaynak : -