08:38 am - Monday 05 December 2016
| | |


Tezel: “Türkiye darbe girişiminden güçlenerek çıkacak”

By TUİD WebAdmin - Çar Tem 27, 7:30 am

49d5b683cf78d012b97403a1ffb349d6

Ukrayna Türkiye Büyükelçisi Yönet Can Tezel 15 Temmuz gecesi düzenlenen darbe girişimini Kırım Haber Ajansı’na (QHA) değerlendirdi. Tezel, Türkiye’nin çaresiz bir ülke olmadığını vurgulayarak bu darbe girişiminden güçlenerek çıkacağını kaydetti.

İşte Büyükelçi Yönet Can Tezel’in röportajının detayları:

 

“Türk halkı demokrasi konusunda, demokrasi macerasında öyle bir ileri noktada ki böyle şeylere itibar edecek değil”

– Sayın Yönet bey, bize geldiğiniz için çok teşekkür ederiz. 15 Temmuz gecesinde Türkiye’de neler oldu?

-15 Temmuz gecesi gayri kanuni demokrasi karşıtı bir darbe girişimi söz konusu oldu. Fakat televizyonda bunun haberini alır almaz çoğumuzun benim de söylediğim gibi, beklendiği üzere tamamen başarısız oldu. Çünkü Türk halkı demokrasi konusunda, demokrasi macerasında öyle bir ileri noktada ki böyle şeylere itibar edecek değil. Neticede konsensusa, uzlaşmaya varan Türk halkı, parlamentoda tüm siyasi partiler, hükümet ve cumhurbaşkanımız hepsi aynı noktada durdu. Bunun karşısında da hiçbir darbe başarılı olamazdı. Fakat bu ciddiye alınmayacak birşey tabiki de değil. Başarısız olmasına rağmen verdiği zararlar var. Bunları atlatacak Türkiye. Normalleşme süreci zaten başladı ama Türkiye’nin demokratikleşme, halkın demokratikleşme sürecinde, yolunda attığı adım, olgunluk, her şeye rağmen kurumlardaki gelenek, bu sızmalara rağmen Türkiye’nin bunu atlatmasını kolaylaştıracak. Zaten ekonomi de korkulduğu kadar etkilenmedi ve yapılması gerekenler de hukuk içinde yapılacak ve yapılmaya da devam ediyor. Biz de dostlarımızdan bize Türk halkının verdiği bu mücadelede gösterdikleri ilkeli destek için, gösterdikleri dayanışma için, en azından gösterenlere müteşekkiriz. Fakat bilsinler ki Türkiye evet sıkıntılı bir dönemde fakat bundan inşallah güçlenerek çıkacak.

 

“Türkiye’nin ötesinde de başka ülkeleri de olumsuz etkileyebilecek bir teşkilat olduğu anlaşılıyor”

– Bu olayların başında bulunan FETÖ nasıl bir teşkilat?

– Deliller bunu gösteriyor. Gizli bir grup ve devlete ele geçirmeye çalıştığı, uzun zamandır böyle bir niyeti olduğu ve bunu gizledigine dair geçmişte bir takım bilgiler vardı fakat bu darbe girişiminin ortaya çıkmasıyla alınan ifadelerden de görüldüğü gibi hakikaten bunun ciddi bir tehdit olduğu anlaşıldı. Bunun Türkiye’nin ötesinde de başka ülkeleri de olumsuz etkileyebilecek bir teşkilat olduğu anlaşılıyor. Türkiye buna karşı hukuki süreçleri işletecek, gözaltına alınanlar var, gerekli görünenler tutuklanacak, gerekli görünenler yargılanacak, ceza çekmesi gerekenler  çekecek ve Türk halkına demokrasisine bir ihanet söz konusuysa -ve deliller o yönde, bunun gereği yapılacak. Şu anda Türkiye zaten bunu tartışıyor. Geçmiş dönemde de zaten başlatılmış ciddi araştırmalar, soruşturmalar vardı. Onlar bir noktaya varmıştı, en azından bir kısmı. Onlar sonuç verecek noktaya yaklaşırken belki de o noktaya gelinmesin diye bu darbe girişimi yapılmış olabilir. Bu tür emareler de var tabi ki. Ama ciddiyet ile Türk devleti bunun peşini bırakmayacak ve Türkiye’de şu anda dediğim gibi ulusal bir uzlaşı var ve bu ulusal uzlaşı da buna izin vermeyecek. Ancak bu yapılırken hukuk içinde kalınacak. Bu konuda da genel bir mutabakat var. O yüzden herşeye rağmen geleceğe, bütün bu sıkıntılara rağmen umutlu bakmak için bir gerekçemiz var. Böyle düşünüyorum. Hakikaten çok tehlikeli.

 

– Ceza konusuna gelince idam konusu gündemde… Çünkü bu darbe girişiminde bulunan kişiler cezasız kalabilir… Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Şimdi şöyle, herhangi bir ülkede böyle gizli bir yapılanma, devleti ele geçirmeye çalışan bir yapı ülkenin millete ait, devlete ait, araç gereç ve silahını kullanarak, demokrasinin tezahür etmesi ettiği parlamentoyu bombalarsa, sivil halka ateş ederse, devlet başkanını ele geçirmeye çalışırsa ne yapılırsa herhangi bir normal ülkede onlar yapılmaya çalışılıyor. Fakat bunun tabi ki hukuk içinde yapılması lazım. Bunu da hatırlatılmasa da Türkiye biliyor. Türkiye’nin içinde zaten yeterince bir demokratik, eleştirilse de batıda daha çok, oldukça aktif bir kamusal alan var, tartışmaların yapıldığı, eleştirilerin yapıldığı bir alan var. Orada zaten doğru hareket etmek, haklı iken haksız olmamak gerektiği biliniyor. Şimdilik hareket bu yönde.

“Meselenin özü Türkiye’de halkın, devletin, sivil toplumun, parlamentonun hakikaten çok tehlikeli, tüm bölge için demokrasi için tehlikeli olan bir girişimi, gerçeklikten kopmuş bir darbe girişimi. Türkiye gerçeği buna izin vermezdi”

Böyle çok olağandışı bir tehdit, saldırı varken, olağandışı önlemler gerekiyor. Bizim anayasamız ve bağlı olduğumuz uluslararası yükümlülükler de bu olağandışı önlemlerin ne olduğuna dair seçenekler sunmuş. Bunlardan bir tanesi de olağanüstü hal. Olağanüstü hal ilan edildi. Başka şeyler de olabilirdi ama nispeten daha hafif olan bu tedbirler bütünü kabul edildi. Bunların üç ay sürmesi söz konusu. Hatta hükümetimiz mümkün olur ise bunu bir buçuk ayda sonlandırmayı arzu ettiğini söyledi. Çünkü ideal birşey değil olağanüstü hal tabi ki. Ve yine önemli olan birşey bütün bu tedbirlerin bu darbenin arkasında olan daha önce devletin içine sızmaya çalışan teşkilata yönelik yapılacağı yönünde çok açık mesajlar verildi zaten. Muhalefet, sivil toplum da bunu takip ediyor ama meselenin özü bu değil. Meselenin özü Türkiye’de halkın, devletin, sivil toplumun, parlamentonun hakikaten çok tehlikeli, tüm bölge için demokrasi için tehlikeli olan bir girişimi, gerçeklikten kopmuş bir girişimi. Türkiye gerçeği buna izin vermezdi. Demek ki bunu yapan insanların hakikaten gerçeklikle bağlantısında bir sorun var aynı zamanda. Bu girişme karşı ortak bir tavır var ve bu mücadelede dostlarımızın dostumuz olmasa da tüm devletlerin tarihin doğru tarafında durmasını bekleriz.

“Ukraynalılar özellikle Türkiye’yi daha iyi anlayacaktır”

Ölüm cezası meselesi ise, yine bununla alakalı 2003-2006 döneminde uzun tartışmalardan sonra kaldırıldı. Şimdi Ukraynalılar özellikle Türkiye’yi daha iyi anlayacaktır. Bu Euromeydan olaylarında 2013 sonu 2014 başlarında, keskin nişancıların da kullanıldığı ortamda 100 kişi öldü biliyorsunuz ve bunların hesabı da sorulamadı. Halen kimin yaptığı (meçhul), cezasızlık söz konusu. Türkiye’de 246 kişi hayatını kaybetti. 2 bine yakın kişi yaralandı. Bunlar cezasız kalkmayacak. Tabi günümüz teknolojisinde hepimizin neredeyse canlı seyrettiğimiz darbe girişimi var. Çok delil var ortada. Cezasız kalmayacak. Halk da hemen sokağa döküldü, tankların önüne ve tankları durdurabildiği kadar durdurdu. Meydanlar doldu. O heyecan içinde her tür toplumsal olayda olduğu gibi bazı insanlar yakınlarını kaybetmişler, demokratik hayat tarzlarının kaybolma tehlikesi ile karşı karşıyalar ve birtakım açıklamalar yapıyorlar. Mesela güçlü açıklamalar, çağrılar, haykırışlar, ölüm cezasının geri getirilmesi gibi dolayısıyla bu çıkan sesleri o bağlamın korteksinde anlamak lazım. Fakat ölüm cezasının tekrar getirilmesi zor görünüyor. Çünkü sayın cumhurbaşkanımız, başbakanımız da söylediler parlamentodan bunun geçmesi lazım. Nitelikli çoğunluk lazım, üçte iki oy lazım.

“Bunu hatırlatmak günün konusu değil”

Geçse  bile uygulanamama durumu var. Dolayısıyla bu aslında Avrupa Birliği’nden ziyade Avrupa Konseyi ile alakalı bir sorun. Bunun uzmanlarının söylediklerine bakarsanız zaten kabul edilse bile uzun zaman alacak birşey. Günümüzün konusu değil. Fakat böyle hususları günün birinci maddesiymiş gibi ortaya koyunca büyük bir haksızlık oluyor. Asıl odak kaymış oluyor. Bugün Türkiye’yi kucaklama zamanı, Türkiye’ye destek olma zamanı. Bu darbe girişime karşı olmak falanca ideolojiyi, falanca partiyi, falanca gruba destek değil. Herkese, Türkiye’deki demokratik sürece destek. Fakat böyle bunu daha iyi görmesi gerekirdi bunu dillendiren kişiler. Özellikle batıdaki, Avrupa’daki bazı dostlarımız da bu tuzağa düştüler. Günün konusu Türkiye’yi kucaklamaktır. Uyarılar yapılabilir. Eleştiriler yapılabilir. Bunlar daha makul bir şekilde yapılabilir. Belki bu açıklamaları yapanlar bilmiyorlardı ama yaptıkları açıklamada yine biraz tehditvari cümleler kurunca birden o bütün gündemi belirliyor, birden Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği sanki sorgulanıyormuş gibi. Biz bu ceza, ölüm cezası tekrar getirilir ise Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin bozulabilir olduğunu bilmiyor muyuz? Yani bunu parlamenterlerimiz nasıl bir tavır alacaklar bu konuda ama bunu hatırlatır gibi kullanmak dahi belki çok akıllıca bir şey değil, akil bir şey değil. Günün konusu değil aslında. O yüzden ben buna biraz böyle bakıyorum.

“Türkiye’nin Avrupa Birliği ile sıkıntısı daha ziyade Avrupa Birliği’nden zaman zaman gördüğümüz çifte standartlar ve peşin yargılar”

Bu niye olmuş olabilir; bazı çevrelerde batıda birçok konuda şikayet ettiğimiz bir peşin yargılar da söz konusu biliyorsunuz. Türkiye Avrupa Birliği projesine, proje olarak karşı değil yani İngiltere’den farkı var. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile sıkıntısı daha ziyade Avrupa Birliği’nden zaman zaman gördüğümüz çifte standartlar ve peşin yargılar.

“Avrupa da tarihinin kötü dönemlerinden birini geçirdi”

Avrupa da tarihinin kötü dönemlerinden birini geçirdi açıkçası. Sadece ekonomik anlamda söylemiyorum. Sosyal siyasi anlamda, yabancı düşmanlığı, İslam düşmanlığı, ırkçılık aşırı sağ partilerin yükselişi…Şimdi onun da toplumda, basında bir yansıması var. Onlar biraz fazla etkilemiş gözüküyor. Dediğim gibi tarihin doğru tarafında durmak lazım, bugün için Türkiye’ye yönelik olarak yapılan açıklamalarda.

 

– Sizce Amerika Fethullah Gülen’i Türkiye’ye teslim eder mi?

“Amerika’nın gereken özeni göstereceğine inanıyorum, inanmak istiyorum”

Etmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü çok ciddi deliller var. Belki geçmiş dönemde bunlar çok açık görülemiyordu ama artık inkar edilemeyecek bir durum söz konusu. Tabi Amerika’da da hukuki süreç işleyecek. Orada da Amerika’nin hukuku var fakat bir dostumuz çok önemli bir stratejik ortağımız olan Amerika’nın gereken özeni göstereceğine inanıyorum, inanmak istiyorum. Türkiye hakkında da Türk siyasetinde de beklenti bu yönde. Zaten üst düzey yönetimden de Sayın Obama da söyledi, düşünebiliyor musunuz Amerikan ordusu içinde bir grubun Amerikan halkına, Amerikan kurumlarına saldırması ve bunun arkasında olduğu söylenen kişi başka bir ülkedeyse Amerika nasıl bir tepki verirdi? Biz de öyle bir tepki veriyoruz ve bunu hukuk içinde yapmak istiyoruz. O yüzden iade dosyalarını ilettik. Hükümetimizin  açıkladığı gibi ilave bilgiler göndermeye, heyet göndermeye hazırız. Zaten Amerika da eminim, söyledi kendisi yardım etmek istediğinden bahsetti. Bunu hukuk içinde ama dostluk ve dayanışma anlayışı içinde, dediğim gibi böyle hassas bir dönemde tarihin doğru tarafında durarak halletmemiz lazım.

 

Ukrayna’dan bu olay için yeterince destek aldınız mı?

“Ukrayna Türkiye’yi tanıyor, Türkiye’nin çok yakınında, Türkiye’yi kendi lenslerinden, kendi gözlemlerinden görüp kararını verebilir”

Sayın Poroşenko, Dışişleri Bakanlığı hemen desteğini o akşam ifade etti. Ayrıca sonra da devam ettiler. Sayın Cumhurbaşkanımıza ilave mesajları oldu. Parlamento kapalı burada. Tam o gün kapanmıştı. Dolayısıyla bir yaz dönemi hem basın için hem parlamento için söz konusu. Öyle bir şey var. Fakat söylediğim gibi Ukrayna halkı bizi anlayacaktır. Belki bazı Batılı dostlarımızdan daha kolay anlayacaklardır. O yüzden ümitliyim. Zaten o yönde mesajlar da almaktayım. Bir endişem, acaba yaz döneminin de mi etkisi bu? İşte şikayetçi olduğumuz, çok objektif olmadığını düşündüğümüz batıdan bazı yorumlar da Ukrayna medyasına girebiliyor. Ama Ukrayna Türkiye’yi tanıyor, Türkiye’nin çok yakınında, Türkiye’yi kendi lenslerinden, kendi gözlemlerinden görüp kararını verebilir. Onu da yapanlar var zaten. Öyle bakıyorum ben meseleye.

 

– Sizce Türkiye’de artık tehlike geçti mi? Yeni bir tehlike söz konusu mu?

“Ukraynalı turistler mesela Türkiye’ye bu yıl daha sık gitmekteler. Orada da bir sorun olmayacaktır”

Zaten (Temmuz’un) 15’i gecesi 16 sabahı belli olmuştu. 16 Temmuz’da Türkiye Hava Yolları’nın seferleri durdu ondan sonra başladı. Ekonomide olumsuz birkaç sinyal vardı, onların hepsini de ciddiye almak lazım fakat korkulduğu kadar olmadı. Türkiye’de hayat normale dönecek. Bu olağanüstü hal önlemlerinden insanlar, halk etkilenmeyecek, turistler etkilenmeyecek. Ukraynalı turistler mesela Türkiye’ye bu yıl daha sık gitmekteler. Orada da bir sorun olmayacaktır.

“Türkiye çaresiz bir ülke falan değil”

Her şey hemen yoluna girecek demek zor ama hayat devam edecek. Türkiye çaresiz bir ülke falan değil. Bu sıkıntıdan hukuk içinde kalarak kurtulacak. Zaten son derece artık dikkatli bir güvenlik sistemi yapımız şu anda, devletimiz tüm partiler, vatandaş herkes duyarlı. Bu şartlar altında üç beş kişi birşey yapsa bile artık olamayacaktır. Birçok insan böyle bir darbe girişiminin olabileceğine inanmıyordu ve haksız değillerdi. Çünkü bunun başarı şansı yoktu. Demek ki bunu yapanlar hakikaten kafalarında nasıl bir görüş, nasıl bir dini-ideolojik saptırılmış bir görüş varsa gerçeklikle bağlantıları kopmuş demek ki. O yüzden tabi ki duyarlı olunuyor fakat kontrol altında olaylar. Üç beş şey çıkarsa onlar engellenir. İhtiyat devam ediyor.

“Türkiye, eski Türkiye olmaya devam edecek”

Türkiye, eski Türkiye olmaya devam edecek. Umarız daha da güçlü, ve bahsettiğim notlar itibariyle daha da güçlü olmaya devam edecek. Ama insanlar öldü, Türkiye ekonomik kayıplarını telafi edebilir, insanlar öldü. Bu çok kötü bir şey. Açıkca söyleyeyim, birçok insana haksızlık yapıldı. Kurumlarımızın itibari zedelendi. Ama neticede gerekli temizlik yapıldıktan sonra tüm kurumlar temizlendikten sonra demokrasimiz güçlenmiş olarak çıkacak, çıkmalı. Neticede muhalefet, sivil toplum bu yönde çalışacak. Bir eksiklik varsa söylenecek. Muhalefet ve sivil toplumun işi bu zaten. Dostlarımız da söyleyebilir batıdan ama daha yapıcı şekilde, orantılı şekilde. Çünkü Türkiye-Avrupa ilişkilerinin ileri gitmesinden hoşlanmayan, içine yediremeyen peşin yargılı bazı çevreler var onlara malzeme vermemek lazım. Umarım onlar da hatalarını görürler.

 

– Sayın elçi, bu olaydan dolayı Rusya ve Türkiye’nin yakılaşması söz konusudur deniyor. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Rusya ile bizim birçok konuda anlaşamadığımız hususlar var ama…”

Türkiye ve Rusya’nın ilişkilerinin 24 Kasım, yani bu jet olayından öncesi durumuna getirilmesi, tekrar konuşulur hale gelinmesi ve Rusya’nın birtakım tedbirler alması zaten bu darbe girişiminden önce alınmış bir karardı ve doğru bir karar alındı. Çünkü hatırlarsanız geçtiğimiz o altı yedi aylık dönemde Rusya ile üst düzeyde konuşmayan tek ülke Türkiye’ydi. Bütün batı, temaslar var ziyaretler var konuşuluyor, NATO teması var tabi. Ukrayna’nın teması var Rusya ile üst düzeyde. Türkiye’nin olmaması bir anormallikti. Bu jet olayı dolayısıyla. Şimdi eski duruma dönülüyor, konuşulabilir, Rusya ile bizim birçok konuda anlaşamadığımız hususlar var ama bunları konuşabilmek lazım. Tüm Batının, tüm bizim ittifakımızın, NATO’nun Rusya ile anlaşamadığı, çok farklı düşündüğü konular var.

 

“Ukrayna ve Kırım konularında Türkiye’nin politikası değişmedi”

Ukrayna bunlardan bir tanesi, Kırım (da) diğeri tabi. Kırım ve Ukrayna’yı aynı çerçevede değerlendirmek lazım tabii. Bu konularda Türkiye’nin politikası değişmedi hatta Rusya ile o krizli dönemimizde de açıklamalarımızı hatırlayacaksınız, Ukrayna’nın Rusya ile ilişkileri düzelse veya Türkiye’nin ilişkileri düzelse dahi Türkiye’nin Kırım Tatarlarına, Kırım’a Ukrayna’ya verdiği destek değişmeyecek. O zaten bir ilke politikası. Bunu hatırlamak yani gerekir. Bizim Ukrayna’ya ilişkin ilkeli politikamızın, yani Donbas’a ilişkin, Kırım’a ilişkin gayri kanuni, gayrimeşru ilhakı tanımamamız, bunlar zaten ilke pozisyonları, bunların değişmeyeceğini müttefiklerimiz zaten biliyor. Ukrayna biliyor, Rus makamları da biliyor. Dolayısıyla onu bir kortekstinde düşünmek lazım. Umarız ileride, zaten Türk halkı da Rus halkının düşmanı değil. Ukrayna halkı da Rus halkı tarafından düşman değil aslında. Ama ortada ciddi sorunlar var. Bunları konuşarak da bir yandan doğru düşündüğümüz şeyleri, karşı tarafın yanlış yaptığı şeyleri açıkça söylemek lazım. Onlara gerekirse direnmek lazım farklı şekillerde, o pozisyonu değiştirmek lazım ama bunu yapmak için konuşmak da lazım. Türkiye’nin daha önceki politikası da bugünkü politikası da bu.

– Verdiğiniz röportaj için teşekkür ederiz.

QHA

TUID bizi Twitter da takip et, Facebook da ekle. RSS servisimize üye ol