07:17 pm - Saturday 21 April 2018
| | |


Nur İçinde Yat Babuşka, Emre Akıncı

By admin - Sal Eki 01, 11:22 am

nur-icinde-yat-babuska-emre-akinci2

Kiev’de yaşanmış gerçek bir hikayeden…

Eve tekrar ambulans gelmişti. Doktorlar biraz tansiyonu yükselmiş diye evden ayrılırlarken ben ,arka bahçeye doğru çıkmak için yanından geçerken ”oğlum” diye seslendi büyükanne. Her zamanki kibar ses tonu ile lütfen otur dedi karşı koltuğa. Oturdum.

Bembeyaz tenine gömülü buz mavisi gözlerini omzumun üstünden bahçeye doğru odakladı. Hafifçe gözlerini kıstı bir kaç saniye öyle kaldı. ‘’Sana nasıl teşekkür etmeliyim bilmiyorum. Kocam öldüğünden beri en anlamlı günlerim bu günler’’ dedi.

Rica ederim alt tarafı arka bahçenizde hafta sonları stress attım diyerek öne doğru eğildim. 7 yıl kadar önce hafta sonları Kiev’de sıkıntıdan yapacak iş bulamayıp insan boyu otların kapladığı 6 sotkalık yani yaklaşık 600m2’lik bir alana göz dikmiştim. Fırsat buldukça çalıştım, gerektiğinde yardım aldım ama en sonunda küçük havuzlu mangal köşeli yarısı çim yarısı çicek ve gül bahçesi bir yer haline gelmişti yarı orman görüntüsündeki alan.

Çuda, efsane gibi daha güzeli olamazdı derken yaşlar süzülüyordu gözlerinden. Rica ederim diyerek ayağa kalktım ve bahçedeki çiçekleri sulama bahanesiyle kapıyı aralayıp kendimi arka bahçeye attım.

Bahçenin en sonundaki çitin önüne gelmiştim ki arkadaşım elinde iki çay kupasıyla gelmişti. İçine iki kırmızı japon balığı koyduğumuz taşlı köşeye otururken uzaktan camın arkasında bahçeye bakan Babuşka’yla gözgöze geldim. Arkadaşıma sordum neler oluyor diye. O da anlatmaya başladı.

”Ben, annem ve konuştuğun büyükannem bu evde doğmuşlar. Büyükannem benim yaşlarımda iken İkinci dünya savaşı başlamış ve devamında Kiev’e gelen Alman orduları tarafında büyükannem esir alınmış ve kendisi trenle Polonya’ya gönderilmiş. Bir daha arkasında kalanlardan da haber alamamış. Polonya esir kampında artık ölmeyi beklerden kendini hayatta tutan tek düşünce bir gün gelip bu eve tekrar kavuşabilmekmiş. Ölüm sırasının kendi bölümlerine geldiği günlerde Polonya’da bir şekilde orada bir subay ile tanışmış. Onlar orada ölümü beklerken ansızın İkinci Dünya Savaşı bitmiş. O subay ve büyükannem Kiev’e birlikte dönmüşler. Bu eve yerleşip evlenmişler. İlk olarak evin arka bölümünü onarmışlar sonra bu oturduğumuz alanda kendilerini doyuracak şeyler ekip biçmeye başlamışlar. Zaman içinde annem doğmuş üst katı yapmışlar birlikte yaşamışlar, annem evlenince ben doğmuşum yine burada yaşamaya devam etmiş. Ancak zaman içinde babam bizi bırakıp gidince yaşlanan büyükbabam ve büyükannem eve bakamaz olmuşlar. Büyükbabamın ölümüyle bize sadece annem bakmış, zamanla evinde arka bahçesine bakmaya bırakıp ön taraftaki giriş alanı ile idare etmeye çalışmışlar. İşte sen ortaya çıkıpta burayı tekrar bahçe yapınca her gün camın arkasında o koltuğa oturup burada geçmişteki mutlu günlerini hatırlar olmuş. Bu sebeptenmiş bana olan derin teşekkür…

Bugün ofisimin camında dışarı bakarken internette bu resim geldi karşıma. Resimdeki cadde ofisimin baktığı Kiev’in ana caddesi Kreşhatik. Bir tarafta bu resmin öncesini yaşamış, bu resimdeki caddenin bu halini görmüş ve bu şehrin şimdiki halini görmüş koca bir çınar. Bir tarafta ,çok değil 1940’larda bu ülkede yaşanan felaket anıları unutarak, bu Kreşhatik caddesini hava yine soğuk yada trafik çok diye şikayet ederek geçen biz. Nur içinde yat babuşka…

Emre Akıncı

TUID bizi Twitter da takip et, Facebook da ekle. RSS servisimize üye ol