01:46 pm - Sunday 11 December 2016
| | |


Davutoğlu ve Yatsenyuk’tan Rusya’ya ortak tepki

By TUİD WebAdmin - Çar Şub 17, 7:49 am

davutoglu yatsenyuk promo

Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Ukrayna Başbakanı Arseniy Yatsenyuk görüşmelerinden sonra ortak basın toplantısı düzenledi. “Ukrayna’nın toprak bütünlüğü Türkiye için çok önemli bir konu” diyen Davutoğlu, şunları söyledi:

“Uluslararası ve bölgesel birçok konuda ortak perspektifimiz olduğunu görmekten büyük memnuniyet duydum. Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü tanımaktadır. 1944’te zalimce Stalin tarafından sürgüne gönderilen Kırım Tatarlarının hak ve hukukunu da bugün savunuyor olmaktan ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Kırım Ukrayna topraklarının bir parçasıdır. Kırım, Kırım tatarlarının asli yurdudur. Bugün Rusya’nın gerek Kırım’a gerek Ukrayna’ya yaptığı, gerekse Suriye’de ortaya koyduğu saldırgan tutuma karşı da ortak bir tavrı benimsiyoruz. Biz bu görüşmeleri sürdürürken dahi Rusya, Hazar’dan atıldığı düşünülen balistik füzeyle Azez’de okul ve hastaneyi vurdu, çok sayıda çocuk ve sivil hayatını kaybetti. Rusya Suriye’de uluslararası hukuku açıkça ihlâl ediyor. YPG başta olmak üzere terör örgütleri bugün Suriye’de çok sayıda insanlık suçu işliyor.”

Davutoğlu, Ukrayna ve Suriye’nin Türkiye’nin güney ve kuzey uçları olduğunu hatırlatarak, “Biz her iki halkın da yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

“Rusya’nın niyetini ortaya koyuyor”

Soru-cevap kısmında gazeteciler Davutoğlu’na Rusya Dışişleri’nden gelen bir açıklamayı sordu. Davutoğlu, “Rusya Dışişleri ateşkes sağlansa bile bundan sonra Halep’e saldırı sürecek dedi. Değerlendirmeniz nedir?” sorusu üzerine şöyle konuştu:

“Bu açıklama Rusya’nın niyetini ortaya koymaktadır. Zaten son Cenevre toplantısından bugüne geçen kısa sürede ortaya çıkan gelişmeler de bunu ortaya koyuyor. Zaten BM kararı gereği ateşkesin sağlanması ve saldırıların durması gerekiyordu. Ama son Cenevre görüşmelerine kadar bu gerçekleşmedi ve Cenevre görüşmeleri maalesef başarısızlıkla sonuçlandı. O günden bugüne de Rusya saldırılarını Halep’e, Azez’e yöneltti. Türkiye ile insani koridoru rejim güçleri ve YPG ile birlikte kapattı. Münih’te varılan anlaşmaya rağmen bu açıklamanın yapılması da Rusya’nın niyetinin ateşkes değil daha çok sivil öldürerek, katliam yaparak Suriye rejimini yaşatmak olduğunu göstertiyor. Bu açıklamaya uluslararası toplumun vereceği tepkiyi takip edeceğiz. Cenevre ve Münih’te bir diplomatik tiyatro oynanıyor ve bu arada siviller katledilmeye devam edilecekse bu uluslararası topluma büyük bir vebal getirir. Türkiye her şartta Suriye’deki, Halep’teki kardeşlerimizin yanındayız ve onlara insani yardım göndermeye devam edeceğiz. Alanda Rusya’nın piyonu gibi davranan YPG güçleri saldırılarına devam ederse onlara da gerektiği şekilde davranacağız. Rusya bu açıklamayla Münih anlaşmasının içini boşaltmıştır.”

Yatsenyuk: Rusya ile anlaşmak mümkün değil

Bu arada sözü alan Ukrayna Başbakanı Yatsenyuk ise şu ifadeleri kullandı:

“Kendi tecrübemizi sizinle paylaşmak isterim. Rusya ile anlaşmaya varmak aslında mümkün değil. Minsk Anlaşması imzalandı buna göre Rusya her şeyden önce ateşkes sağlanacaktı. İkincisi olarak askerler geri çekilecek, üçüncü olarak da Ukrayna – Rusya sınırına kontrol getirilecekti. Ateşkesle ilgili durum sizin ifade ettiğiniz durumla neredeyse aynı. Ateşkesle ilgili imzalamalar yapıldı, gerekli açıklamalar yapıldı ama bir buçuk yıl boyunca hiç ateşkes görülmedi. Ukrayna ordusuna ateş sürüyor. Askerlerin geri çekilmesiyle ilgili ve sınıra kontrol getirilmesiyle ilgili zaten söyleyecek bir şey yok. Rusya’ya güvenmek gibi bir şey söz konusu değil.”

Bu sözlerinin ardından konuşmasına İngilizce devam eden Yatsenyuk ile Davutoğlu kısa bir süre Rusya ile ilgili sohbet etti.

“Sovyet dönemi bitti, canlandırmaya çalışmak hayırlı sonuçlar doğurmaz”

Sonrasında Davutoğlu’na, “Ukrayna zamanında Rusya’ya ‘Dur’ denilebilseydi şimdi Suriye’deki durum ne olurdu? Uluslararası toplum neden Rusya’ya ‘Dur’ diyemiyor?” diye soruldu. Davutoğlu’nun cevabı şöyle:

“Rusya yayılmacı ve saldırgan bir politikayı tercih ediyor. Gürcistan’da Abhazya ile başlayan bu süreç Kırım’ın ilhakıyla yayılmacı bir şekilde sürüyor. Bugün aslında üç ülke toprak bütünlüğü konusunda Rusya’nın tehdidi altındadır; Gürcistan, Ukrayna ve Suriye. Ermenistan’a verdiği destek dolayısıyla Azerbaycan’ın da toprak bütünlüğü de fiilen Rusya’nın tehdidi altında. Ukrayna krizinde Rusya’ya gerekli tavır gösterilemediği için Suriye krizinin tırmandığı da doğrudur. Uluslararası toplumun tepki göstermedeki her zaafı Rusya tarafından kullanılmıştır. Ukrayna ve Suriye’de milyonlarca kişinin yerinden edilmesi, öldürülmesinin sorumluluğu Rusya’nın omuzlarındadır. Suriye’de 300 binden fazla kişi öldü, 5 milyondan fazla kişi mülteci oldu. Rusya bu arada daha fazla saldırarak daha fazla kişinin mülteci olmasını sağlayarak Türkiye’yi ve diğer ülkeleri baskılıyor. Kırım’da açık insan hakları ihlâli söz konusu. Buradan bir kez daha şunu ifade etmek isteriz ki Rus yetkililere, Sovyetler Birliği dönemi bitmiştir. 25 yıl önce bitmiştir. Bu dönemi tekrar canlandırmaya çalışmak Rusya için de olumlu sonuçlar, hayırlı sonuçlar doğurmaz. Birleşmiş Milletler’deki veto kartına güvenerek bu tür maceralara yönelmek Rus halkının da benimsemeyeceği bir husustur. Rus halkı 30 yıl öncesi gibi değil, dünyaya entegre bir halk. Rusya uluslararası kurallara uygun şekilde ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı göstermeli, Suriye şehirlerine balistik füzeler, varil bombaları atmak yerine Suriye, Ukrayna halkına saygı göstermeli.”

“Hiçbir Türk unsur Suriye’de değil”

Davutoğlu, Suriye’de hiçbir Türk güvenlik unsurunun bulunmadığını da ifade etti. Bununla ilgili açıklamaları da şunlar:

“Şu anda Türkiye güvenlik güçlerinden hiçbir unsur Suriye içinde değildir. Türkiye, Suriye halkının yanındadır ancak Suriye’de hiçbir zaman işgâlci olmamıştır. Suriye’de iki kategoride yabancı savaşçı vardır. Rejime destek veren ve işgâlci olarak halkını bombalayan Rusya ve fiilen orada asker bulunduran İran’dır. Yani çıkarcı varsa buralarda aramak lâzım. İkinci kategori ise paramiliter güçler, teröristler. Bunlar da DEAŞ’a destek verenler ve rejime destek veren terörist örgütlerdir. Suriye bütün bu yabancı unsurlara karşı onurlu bir direniş sergilemektedir. Rus askerlerini Afganistan’a davet edenler nasıl ayakta kalamadıysa işgâlcilere sırtını vermiş hiçbir rejim ayakta kalamaz. Türkiye’nin hiçbir ülkenin toprağında gözü olmamıştır ve olmayacaktır. Ama bu işgâlcilerin bombardımanından kaçan 2,5 milyon masum insan Türkiye’de. Suriye rejimi iddialarını bir yana bırakıp daha bugün Azez’de, Halep’te ölen çocukların hesabını versin. Türkiye uluslararası hukuka saygı gösterir ama kendi güvenliği için gereken adımı atmakta da tereddüt etmez.”

Kaynak: Al Jazeera

TUID bizi Twitter da takip et, Facebook da ekle. RSS servisimize üye ol